Dolar 37,9772
Euro 41,6773
Altın 3.708,46
BİST 9.379,83
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 20°C
Yağmurlu
Bursa
20°C
Yağmurlu
Paz 16°C
Pts 7°C
Sal 9°C
Çar 11°C

Bankamatik bürokrasisi, Devleti söğüşleyenler mi, sistemin mağdurları mı?

5 Nisan 2025 10:50

“Devlet malı deniz, yemeyen keriz!” Bu zihniyetin gölgesinde, kamu kaynaklarını kişisel bankamatik sanan bir anlayış, ülkemizin kanayan yarası haline geldi.

Gelen şikayetler, vicdanları yaralıyor: Hiçbir iş yapmadığı halde maaş alan, görevi “şifre”yle geçiştiren, hatta yıllarca aynı kadroda kıyıda köşede bekleyen bürokratlar… Peki bu ahlaki çürümenin vebali kime ait? Sadece bankamatik memurlarına mı, yoksa onları bu konfora sürükleyen sisteme mi?

2005’li yıllarda bir İl Müdürü olan bir isim, Bakanlık tarafından “müşavir” kadrosuna alınıyor. Aktif görevdeki müdürden daha yüksek maaşlı bu kadro, 2023’e kadar devam ediyor. İlginç olan, bu kişinin artık memleketinde ikamet etmesine rağmen, 65 yaş haddine kadar aynı unvanla maaş almaya devam edecek olmasıdır!

Peki bu kişi, 18 yılda kaç rapor yazdı? Kaç projeye imza attı? Yoksa devlet, “müşavirlik” adı altında bir kaynak israfına mı ortak oluyor?

Sistem neden bu kadar cömert?

  1. Kadro Enflasyonu, İşsizliğe çare olarak görülen gereksiz kadrolar, liyakati öldürüyor.
  2. Denetimsizlik, Performans değerlendirmesi olmayan, “koltuk ısıtma” kültürüne dayalı bir sistem.
  3. Siyasetin gölgesi, Torpil, kayırmacılık ve makam korkusu, vatandaşın vergisini heba ediyor.

Bu tablo, sadece bir “bankamatik memuru” sorunu değil, Devlet’in itibarını kemiren bir yapısal çürümedir.

Böyle bir durumda vebal kimde?

Bankamatik memuru, Görev tanımını “şifre”yle aşan, vicdanını maaş bordrosuna hapsedenler.

Amirler, Liyakat yerine “rahatına düşkün” yöneticiler, sorumluluğu başkasına atanlar.

Sistem, Reform yapmayı erteleyen, çağdışı kalmış mevzuat ve denetim mekanizmaları.

Hz. Ömer’in, “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” sözü burada çınlıyor, “Hepimiz, bu vebalin bir parçasıyız”

Çözüm, Liyakat devrimi, ve vicdan inşası

  1. Performanslı maaş sistemine geçilmeli, İş yapmayana kuruş yok! Rapor, proje ve somut çıktılar maaş kriteri olmalı.
  2. Şeffaf denetim şart, Vatandaşın bile görebileceği dijital performans panoları olmalı.
  3. Rotasyon ve emeklilik, Aynı kadroda 10 yılı geçenler otomatik emekliye sevk edilmeli.
  4. Toplumsal duyarlılık, “Devlet malı”nın aslında “halkın vergisi” olduğunu öğreten bir ahlâk eğitimi.

Devleti kollamak, vatan sevdasıdır!

Bir vatan evladının iç yakan hikâyesi, aslında hepimizin hikâyesi. “Devleti söğüşlemek değil, kollamak için çalışanlara ihtiyacımız var.” Unutmayalım, Bu millet, cephede şehit verdiği evladının parasını, bankamatik bürokratlara kaptırmak için değil, yarınlara umutla bakmak için veriyor.

“Haksız kazancın, ateşten gömlek olduğunu” bilen vicdanlara selam olsun…

Son Notum, Bu yazım, devletin bir çarkını döndüren on binlerce fedakâr memurun emeğine gölge düşürme amacı taşımaz.

Amacımız, sistemi suistimal edenlere karşı “hakkı haykırmaktır.”

Allah, bize insafı olmayana insaf, vicdanı olmayana vicdan nasip etmesin…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.