Trump Tarımda Yeni Bir Sayfa Açtı, Yenileyici Tarım, Karbon Çiftçiliği Resmen Başladı, Türkiye Ne Yapacak?
Toprağı Koruyan Kazanacak, Karbonu Azaltan Daha Fazla Kazanacak.
Toprağın karbon tutma kapasitesi, çiftçinin kullandığı örtü bitkisi, uyguladığı toprak işleme yöntemi ya da gübre yönetimi yalnızca çevre politikalarının konusu olmaktan çıkıyor; doğrudan gelir getiren ekonomik varlıklara dönüşüyor.
Düzenleme küresel tarımın geleceğini şekillendirecek önemli bir kırılma noktası. ABD uzun zamandır sağlığına yönelik çeşitli uygulamaları zaten destekliyordu. Avrupa Ortak Tarım Politikası CAP kapsamında destekleri toprak sağlığına yönlendirmeye başlamıştı.
25 Haziran’da Washington’da Başkan Donald J. Trump, yenileyici tarımı destekleyen bir Başkanlık Kararnamesi imzaladı. Kararnamenin hemen ardından ABD Tarım Bakanı Brooke L. Rollins de çiftçilerin biyoyakıt pazarları aracılığıyla yenileyici tarım uygulamalarından gönüllü olarak yeni ekonomik değer elde etmelerini sağlayacak nihai Yenileyici Hammadde Kuralı’nı açıkladı.
Washington Çiftçiye Yeni Bir Gelir Kapısı Açıyor
Yıl boyunca ülke genelinde E15 yakıt arzının sağlanması…
Amerikan tarihindeki en yüksek Yenilenebilir Hacim Yükümlülüklerinin oluşturulması…
Çalışan Aileler Vergi İndirimleri Yasası kapsamında 45Z Temiz Yakıt Üretim Kredisinin uzatılması… Şimdi ise bunlara yeni bir halka ekleniyor.
Başkanlık Kararnamesi ile USDA’nın Yenileyici Hammadde Kuralı birlikte, üreticilerin büyüyen biyoyakıt pazarlarından doğrudan faydalanmalarını sağlayacak yeni bir mekanizma oluşturuyor.
“Washington Bürokratlarını Değil, Çiftçileri Direksiyon Başına Geçirdik”
ABD Tarım Bakanı Brooke L. Rollins’in açıklaması, düzenlemenin temel felsefesini ortaya koyuyor:
“Bugünkü USDA’nın Yenileyici Hammadde Kuralı, Washington bürokratlarını değil, çiftçileri direksiyon başına geçirdi. Zorunlu uygulamalar yerine, pazar fırsatları yaratıyoruz. Yenileyici uygulamaları hayata geçirmeyi seçen çiftçiler, yüksek fiyatlar kazanma, girdi maliyetlerini düşürme, toprak sağlığını iyileştirme ve işletmelerinin uzun vadeli kârlılığını güçlendirme konusunda yeni fırsatlara sahip olacaklar. Bu, Başkan Trump’ın ‘Önce Amerika’ gündeminin tam olarak neye benzediğidir: çiftçileri ve hayvancılıkla uğraşanları güçlendirmek, kırsal toplulukları desteklemek, girdi maliyetlerini düşürmek, çiftçi kârlılığını artırmak, yenileyici tarımı geliştirmek ve Amerika’yı Yeniden Sağlıklı Hale Getirmeye yardımcı olmak.”
Amerika’da çevre politikaları zorunluluk üzerinden değil, piyasa mekanizması üzerinden şekilleniyor. Çiftçi isterse uyguluyor, daha fazla kazanıyor.
Yenileyici Tarım İlk Kez Doğrudan Biyoyakıt Pazarına Bağlanıyor
Başkan Trump’ın yürütme emri ile USDA’nın yeni kuralı birlikte değerlendirildiğinde, Amerika’nın büyüyen biyoekonomisini besleyen ürünleri üretirken gönüllü olarak yenileyici uygulamaları hayata geçiren çiftçileri ödüllendirmeye yönelik bugüne kadar atılmış en önemli piyasa odaklı adım ortaya çıkıyor.
Yenileyici Hammadde Kuralı; mısır, soya fasulyesi, sorgum ve ilkbahar kanolası için biyoyakıt tedarik zinciri içerisinde yenileyici tarım uygulamalarını yeni pazarlara bağlayan kapsamlı bir çerçeve oluşturuyor.
Bu standartlar;
• biyoyakıt hammaddesi olarak kullanılan ürünleri ve tedarik zincirindeki katılımcı kuruluşları,
• tarla düzeyinde ürüne özgü karbon yoğunluğunun nicel olarak belirlenmesini,
• kütle dengesi takip zinciri standartlarını, izlenebilirlik ve kayıt tutma sistemlerini,
• denetim ve doğrulama gerekliliklerini,
• örtü bitkileri için yenileyici tarım uygulama standartlarını kapsıyor.
Karbon Artık Ölçülecek, Hesaplanacak ve Satılabilecek
USDA bununla da yetinmiyor.
Üreticilerin örtü bitkileri, geliştirilmiş besin yönetimi ve koruyucu toprak işleme uygulamalarını bilimsel olarak ölçebilmeleri amacıyla güncellenmiş USDA Hammadde Karbon Yoğunluğu Hesaplayıcısı da kullanıma sunuluyor.
Bu sistem sayesinde üreticiler;
• örtü bitkileri,
• iyileştirilmiş besin yönetimi,
• koruyucu toprak işleme,
• toprak işlememe,
• azaltılmış toprak işleme gibi yenileyici uygulamaların karbon etkisini hesaplayabilecek.
Hazırlanan raporlar ise uygun hammaddelerin katılımcı biyoyakıt üreticilerine pazarlanması sırasında kullanılabilecek.
Amerikan Çiftçisi Zaten Hazır
Yeni sistem aslında sıfırdan başlamıyor.
USDA verilerine göre bugün Amerika’da etanol üretiminde kullanılan yaklaşık 6 milyar kile mısır yetiştiriliyor.
Mısır üreticilerinin %68’i en az bir yenileyici tarım uygulamasını zaten kullanıyor.
Benzer şekilde biyoyakıt üretimi için yaklaşık 1,8 milyar kile soya fasulyesi yetiştiriliyor.
Soya üreticilerinin %70’i de en az bir yenileyici uygulamayı hâlihazırda uyguluyor.
USDA, üreticilerin katılımı arttıkça bu kural sayesinde ülke genelinde premium pazar fırsatlarının da genişleyeceğini öngörüyor.
700 Milyon Dolarlık Pilot Programın Devamı
Aslında bugün açıklanan düzenleme tek başına ortaya çıkmış bir politika değil.
USDA daha önce başlattığı 700 milyon dolarlık Yenileyici Pilot Program ile Amerikan çiftçilerinin;
• toprak sağlığını iyileştiren,
• su kalitesini artıran,
• uzun vadeli verimliliği yükselten
uygulamaları benimsemelerine destek veriyordu.
Pilot program kapsamında bugüne kadar;
• 49 milyon dönümden fazla alanı kapsayan 67 binden fazla çiftlik çapında koruma planı hazırlandı.
• 200 milyon doların üzerinde değere sahip 1.500’den fazla koruma sözleşmesi tamamlandı.
Yeni kural, işte bu altyapının üzerine inşa ediliyor.
Tarımda Yeni Rekabet Alanı Karbon Oluyor
Bu gelişme yalnızca Amerika için önemli değil.
Çünkü dünya artık tarım ürünlerini yalnızca kaliteye ve verime göre değerlendirmeyecek.
Yakın gelecekte ürünün karbon ayak izi, üretim yöntemi, toprağa katkısı ve izlenebilirliği de uluslararası ticaretin belirleyici unsurlarından biri olacak.
Karbon yoğunluğu düşük ürünler daha fazla talep görecek.
Daha yüksek fiyat bulacak.
Çiftçi yalnızca ürününü değil, toprağını nasıl yönettiğini de satacak.
Türkiye gibi güçlü tarım ülkeleri için de asıl soru burada başlıyor.
Biz bu dönüşümü ne kadar erken okuyacağız?
Çünkü dünya karbon ekonomisini konuşurken yalnızca üretimi artırmaya odaklanmak artık yeterli olmayacak.
Yenileyici tarım giderek çevre politikası olmaktan çıkıyor; yeni nesil tarım ekonomisinin temel unsurlarından biri hâline geliyor.
Velhasıl…
Trump yönetiminin attığı bu adım, yalnızca bir tarım düzenlemesi değil; toprağın ekonomik değerini yeniden tanımlayan stratejik bir vizyon belgesi niteliğinde. Mesaj açık: Gelecekte yalnızca daha fazla üreten değil, toprağını koruyarak, karbonu yöneterek ve sürdürülebilirliği belgeleyerek üreten çiftçi kazanacak. Tarım artık sadece gıda üretmiyor; enerji, karbon kredisi, biyoyakıt ve iklim ekonomisinin de merkezine yerleşiyor. Dünya yeni bir tarım çağının kapısını aralarken, bu kapıdan ilk giren ülkeler yalnızca çevreyi değil, küresel tarım pazarlarını da şekillendirecek.