Dolar 47,8845
Euro 55,4394
Altın 6.734,60
BİST 14.137,71
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 32°C
Hafif Yağmurlu
Bursa
32°C
Hafif Yağmurlu
Cum 28°C
Cts 29°C
Paz 29°C
Pts 30°C

Beslenme Değişikliği Tarımsal Kaynaklı Emisyonları Yüzde 85 Azaltabilir

14 Ağustos 2026 10:10
A+
A-

Daha fazla bitkisel gıda, daha az hayvansal üretim, daha az israf küresel tarım emisyonlarını 2050’ye kadar yüzde 85 azaltabilir. Dünyanın geleceği yalnızca tarlalarda değil, sofralarımızda da şekilleniyor.

Bilim insanlarının yaptığı yeni bir küresel modelleme çalışmasına göre, insanların daha sağlıklı beslenme alışkanlıklarına yönelmesi; tarımın yapısını, hayvancılığın büyüklüğünü ve gezegenin karbon dengesini köklü biçimde değiştirebilir.

Araştırmaya göre daha fazla meyve, sebze, kuruyemiş ve baklagil tüketilen; daha az hayvansal ürün ve daha az gıda israfının olduğu bir küresel beslenme düzeni, 2050 yılına kadar tarımdan kaynaklanan arazi kullanım değişikliği emisyonlarını yüzde 85 oranında azaltabilir.

Bu dönüşüm yalnızca iklim için değil, insan sağlığı ve gıda sisteminin geleceği için de büyük bir değişim anlamına geliyor.

Geleceğin Tarlaları Daha Çok Bakliyat, Daha Az Sürü Üretebilir

Araştırmacıların modellemesine göre sağlıklı beslenme önerilerine yakın bir küresel dönüşüm gerçekleşirse, dünya tarım arazisi kullanımı mevcut eğilimlere kıyasla yüzde 6 oranında azalabilir.

En büyük değişim ise hayvancılık sektöründe yaşanacak.

Çalışmaya göre 2050 yılına kadar küresel hayvancılık üretiminin ekonomik değeri, 2020 seviyelerine kıyasla yaklaşık yüzde 42 oranında (630 milyar dolar) azalabilir.

Özellikle büyükbaş hayvancılığın geleceği dikkat çekiyor.

Sığır, koyun ve keçi gibi geviş getiren hayvanların üretim değerinin yaklaşık yüzde 70 (274 milyar dolar) düşebileceği ve dünya genelinde yaklaşık 400 milyon daha az geviş getiren hayvan bulunabileceği öngörülüyor.

Buna karşılık bitkisel üretim hızla büyüyebilir.

Meyve, sebze, kuruyemiş ve baklagillerin toplam ekonomik değerinin yüzde 57 oranında (890 milyar dolar) artabileceği hesaplanıyor.

Mercimek, Nohut ve Fasulye İklim Mücadelesinin Yeni Aktörleri Olabilir

Araştırmanın dikkat çektiği ürün gruplarından biri baklagiller.

Fasulye, mercimek, nohut ve bezelye gibi ürünler hem güçlü protein kaynakları hem de birçok hayvansal ürüne göre daha düşük kaynak kullanımıyla üretilebiliyor.

Bu nedenle geleceğin gıda sisteminde baklagiller yalnızca beslenme açısından değil, iklim açısından da stratejik ürünler olarak görülüyor.

Daha fazla bitkisel protein üretimi;

daha az arazi kullanımını,
daha düşük sera gazı salımını,
daha dayanıklı gıda sistemlerini

destekleyebilir.

Araştırmanın Arkasında Büyük Bir Bilimsel İş Birliği Var

Bulgular, London School of Hygiene & Tropical Medicine, Cornell University ve 10 farklı modelleme ekibinin katkısıyla hazırlanan ve Nature dergisinde yayımlanan kapsamlı analizden geliyor.

Araştırmacılar, dünyanın 2025 EAT-Lancet Komisyonu’nun önerdiği sağlıklı ve sürdürülebilir beslenme modeline yaklaşması halinde tarım ve gıda sisteminde neler olabileceğini inceledi.

Sofradaki Değişim Sağlıkta da Büyük Kazanç Getirebilir

Beslenme değişiminin yalnızca iklim açısından değil, insan sağlığı açısından da önemli sonuçları olabilir.

2025 EAT-Lancet Komisyonu değerlendirmelerine göre daha sağlıklı küresel beslenme alışkanlıkları, her yıl yaklaşık 15 milyon erken ölümü önleme potansiyeline sahip.

Dünya genelinde mevcut gıda sisteminin sağlık, çevre ve ekonomik kayıplar nedeniyle yılda 10-20 trilyon dolar arasında gizli maliyet oluşturduğu tahmin ediliyor.

Bu maliyetlerin önemli bir bölümü:

sağlıksız beslenme,
kronik hastalıklar,
çevresel tahribat,
verimlilik kayıpları

ile bağlantılı.

Ormanlar ve Tarım Arazileri İçin Kritik Fırsat

Tarım kaynaklı emisyonların önemli bir bölümü doğrudan üretimden değil, arazi kullanımındaki değişimlerden kaynaklanıyor.

Ormanların tarım alanına dönüştürülmesi, sulak alanların kurutulması veya doğal ekosistemlerin yok edilmesi büyük miktarda karbonun atmosfere salınmasına neden oluyor.

Araştırmaya göre daha sağlıklı bir küresel beslenme modeli uygulanırsa, arazi kullanım değişikliğinden kaynaklanan net CO₂ emisyonları 2050’de 2020 seviyesine göre yüzde 85 azalabilir.

Ancak Bu Dönüşüm Çiftçiler İçin Büyük Bir Değişim Anlamına Geliyor

Bilim insanları bu dönüşümün yalnızca çevresel bir süreç olmadığını vurguluyor.

Tarım ekonomisi de yeniden şekillenecek.

Araştırmanın baş yazarı Dr. Matt Gibson, gıda sistemlerinin dönüşümünün sağlık ve çevre için büyük fırsatlar sunduğunu ancak milyonlarca çiftçi ve gıda üreticisinin yaşamını etkileyecek büyük ekonomik değişimler yaratacağını belirtiyor.

Çünkü bazı sektörler küçülürken bazıları büyüyecek.

Geleceğin tarımında;

hayvansal üretimde daralma,
bitkisel proteinlerde büyüme,
yeni üretim modelleri,
farklı tarımsal yatırımlar

öne çıkabilir.

Dünyanın Her Bölgesinde Etki Aynı Olmayacak

Araştırmaya göre dönüşümün ekonomik etkileri ülkeden ülkeye değişecek.

ABD

2050 yılına kadar toplam tarımsal üretim değerinin yüzde 21 azalabileceği öngörülüyor.

Buna karşılık bitkisel üretimin yüzde 20 artması, hayvancılık üretiminin ise yüzde 73 azalması bekleniyor.

Hindistan

Hindistan’da tablo daha farklı olabilir.

Toplam tarımsal üretim değerinin yüzde 46 artabileceği, bitkisel üretimin ise yüzde 65 büyüyebileceği hesaplanıyor.

Avrupa

Avrupa’da toplam tarımsal üretim değerinin yüzde 35 azalabileceği, hayvancılık üretiminin ise yüzde 66 düşebileceği tahmin ediliyor.

Bu farklılıklar ülkelerin üretim yapısı, tüketim alışkanlıkları, arazi koşulları ve ekonomik modellerinden kaynaklanıyor.

Asıl Zorluk: İnsanların Tabağını Değiştirmek

Bilimsel modeller dönüşümün mümkün olduğunu gösteriyor.

Ancak gerçek hayatta insanların beslenme alışkanlıklarını değiştirmek kolay değil.

Araştırma, insanların sağlıklı beslenmeye gönüllü ve maliyetsiz şekilde yöneldiğini varsayıyor.

Oysa gerçek dünyada;

sağlıklı gıdaya erişim,
fiyatlar,
kültürel alışkanlıklar,
gelir düzeyi,
yerel mutfak gelenekleri

beslenme tercihlerini belirliyor.

Bu nedenle sürdürülebilir bir gıda sistemi yalnızca tüketicilerin değil; hükümetlerin, üreticilerin, şirketlerin ve tarım politikalarının birlikte hareket etmesini gerektiriyor.

Geleceğin İklim Politikası Belki de Tabağımızda Başlayacak

İklim mücadelesi çoğu zaman enerji santralleri, elektrikli araçlar ve yenilenebilir enerji üzerinden konuşuluyor.

Ancak yeni bilimsel çalışmalar başka bir gerçeği gösteriyor:

Dünyanın geleceği biraz da sofralarımızda karar verilecek.

Daha sağlıklı bir beslenme modeli;

insan sağlığını iyileştirebilir,
tarımın karbon ayak izini azaltabilir,
doğal alanları koruyabilir,
gıda sistemini daha dayanıklı hale getirebilir.

Belki de geleceğin en büyük tarım devrimi tarlada değil, tabağımızda başlayacak.

REKLAM ALANI