Pepsi, Coca-Cola’dan Hamle İçerikler QR Kodu Açıklanıyor
Türkiye İçin de Bir Model Olabilir
Artık Etiketi Okumak Yetmiyor, İçeriğin Hikâyesini Bilmek İstiyoruz
Gıda dünyasında son yılların en büyük değişimlerinden biri, tüketicilerin artık yalnızca ürün satın almaması; ürünün nasıl üretildiğini, içinde ne bulunduğunu ve bu bileşenlerin neden kullanıldığını da öğrenmek istemesi.
Coca-Cola ve PepsiCo, Keurig Dr Pepper ile birlikte tam da bu ihtiyaca cevap veren önemli bir adım attı. Şirketler, gazlı içeceklerden enerji içeceklerine kadar ürün ambalajlarına yerleştirecekleri QR kodlarıyla tüketicileri doğrudan içerik bilgilerine ulaştıracak.
Bu uygulama, Amerikan İçecek Birliği’nin geçen yıl başlattığı “Good to Know (Bilmeniz Gerekenler)” girişiminin kapsamını genişletiyor.
PepsiCo ürünlerine ait QR kodlarını sistemine entegre etmiş durumda. Sektördeki diğer şirketler ise 2027 yılı sonuna kadar ürün portföylerinin tamamına bu sistemi eklemeyi taahhüt ediyor.
Sadece İçerik Değil, O İçeriğin Neden Kullanıldığı da Anlatılıyor
Yeni platform bugün yaklaşık 140 farklı içecek bileşeni hakkında bilgi sunuyor.
Tüketici QR kodunu okuttuğunda yalnızca katkı maddesinin adını görmüyor.
Aynı zamanda;
• hangi amaçla kullanıldığını,
• hangi ürün gruplarında yer aldığını,
• güvenlik değerlendirmelerinin nasıl yapıldığını,
• neden kullanımına izin verildiğini
de öğrenebiliyor.
En dikkat çekici tarafı ise platformun bilgilerini şirketlerden değil, doğrudan resmi kurumlardan alması.
Sistem kullanıcıları;
• ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA),
• Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA),
• Kanada Sağlık Bakanlığı
tarafından yayımlanan güvenlik değerlendirmelerine yönlendiriyor.
Yani bilgi şirketten değil, düzenleyici otoritelerden geliyor.
Amerikan İçecek Birliği Başkanı ve CEO’su Kevin Keane, girişimin amacını şu sözlerle özetliyor “Şeffaflık, yalnızca içerikleri listelemekten daha fazlasını ifade eder; insanların belirli içeriklerin nerede kullanıldığını, hangi işlevi gördüğünü ve farklı ülkelerdeki düzenleyicilerin bunları nasıl değerlendirdiğini anlamalarına yardımcı olan ilgili bağlamı sağlamak anlamına gelir.”
Aslında bugün gıda sektörünün en büyük ihtiyacı tam da bu, Bağlam.
Çünkü tek başına bir katkı maddesinin adını bilmek çoğu zaman hiçbir şey ifade etmiyor.
Gıda Katkıları, Dünyanın En Büyük Şehir Efsanelerinden Birine Dönüştü
Bugün gıda katkı maddeleri, dünya genelinde en fazla yanlış bilginin dolaştığı alanların başında geliyor.
Sosyal medya sayesinde bilimsel bilgiler çoğu zaman bağlamından koparılarak servis ediliyor.
Türkiye bunun en yoğun yaşandığı ülkelerden biri.
Son yıllarda yalnızca gıda katkıları, E kodları, katkı maddeleri ve içerik listeleri üzerine yayın yapan sosyal medya hesapları milyonlarca takipçiye ulaştı.
Ne yazık ki bu hesapların önemli bir kısmı, bilimsel verileri eksik ya da bağlamından koparılmış şekilde paylaşarak tüketicide korku oluşturuyor.
Bu korku zamanla yalnızca ürünlere değil, markalara ve kamu kurumlarına duyulan güveni de zedeliyor. Her birkaç ayda bir aynı iddialar yeniden dolaşıma giriyor.
“Ekmekte domuz kılı kullanılıyor.”
“Jelatinlerin tamamı domuzdan elde ediliyor.”
“İçeriğinde adı okunamayan her madde kimyasaldır.”
Liste uzayıp gidiyor.
Oysa gıda bilimi bu kadar siyah-beyaz işlemiyor.
Örneğin bugün birçok enzim, artık hayvansal kaynaklardan değil, kontrollü mikrobiyal fermantasyon yöntemleriyle üretiliyor. Kullanıldıkları üretim süreçlerinde teknolojik görevlerini yerine getirdikten sonra çoğu zaman nihai üründe aktif halde bulunmuyor.
Benzer şekilde emülgatörler tek tip bir madde değil. Bazıları yumurtadan elde edilen lesitin gibi doğal kaynaklı bileşenlerken, bazıları bitkisel yağlardan üretiliyor. Her birinin kullanım amacı, güvenlik değerlendirmesi ve izin verilen kullanım miktarı farklı.
Dolayısıyla bir katkı maddesinin yalnızca adını söylemek, onun güvenli ya da güvensiz olduğu anlamına gelmiyor.
Bağlam olmadan bilgi, çoğu zaman yanlış anlaşılmaya açık hale geliyor.
Türkiye’de Neden Benzer Bir Sistem Kurulmasın?
Eğer tüketici gerçekten bilgi istiyorsa, neden bunu sosyal medya videolarından almak zorunda kalsın? Neden doğrudan resmi, doğrulanmış ve bilimsel bilgiye ulaşamasın?
Bugün Türkiye’de hemen her gıda ürününde bulunan barkod ya da QR kodlar çok daha kapsamlı bir bilgi sistemine dönüştürülebilir.
Bir tüketici barkodu okuttuğunda yalnızca içerik listesini değil;
• kullanılan enzimin nasıl üretildiğini,
• emülgatörün hangi kaynaktan elde edildiğini,
• hangi teknolojik görevi üstlendiğini,
• hangi ülkelerde kullanımına izin verildiğini,
• EFSA, FDA ve Türk Gıda Kodeksi değerlendirmelerini,
• helal, vegan veya alerjen durumunu,
• bilimsel güvenlik değerlendirmelerini,
• kullanım limitlerini,
• sık sorulan soruları
aynı ekranda görebilse…
Bu yaklaşım yalnızca bilgi sunmaz; yanlış bilgilerin dolaşım alanını da daraltır.
Dünyada Şeffaflık Dijitalleşiyor
Aslında Amerika’nın “Good to Know” platformu tek örnek değil.
ABD’de gıda üreticilerini temsil eden Tüketici Markaları Birliği de SmartLabel isimli sistemini büyütüyor.
Bugün 1.000’den fazla markaya ait 106 binden fazla ürün, QR kodları aracılığıyla ayrıntılı içerik bilgilerine erişim sağlıyor.
Good to Know platformu da SmartLabel’ı tamamlayıcı şekilde çalışacak.
Pepsi, Coca-Cola, Dr Pepper, Red Bull ve Polar gibi markalar her iki girişimde de yer alacak.
Şirketler bunun yanında, yeni kullanılacak tüm içeriklerin düzenleyici kurumlara bildirilmesini zorunlu hale getirecek modernize edilmiş bir GRAS (Genel Olarak Güvenli Kabul Edilir) sistemini de destekliyor.
Bu konu son dönemde ABD’de Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanı Robert F. Kennedy Jr.’ın açıklamalarıyla yeniden gündeme gelmişti. Kennedy, bazı bileşenlerin üreticiler tarafından “Genel Olarak Güvenli Kabul Edilen” kapsamında kendi kendine değerlendirilerek kapsamlı güvenlik incelemelerinden kaçabildiğini öne sürmüş ve sistemin daha şeffaf hale getirilmesini istemişti.
Bu tartışmaların ardından sektör de güvenilir bilgiye erişimi kolaylaştıracak dijital şeffaflık araçlarını hızlandırdı.
Velhasıl, “bilgi çağında en büyük sorun bilgi eksikliği değil; doğru bilginin yanlış bilgi kadar hızlı dolaşamaması. Gıda katkıları yıllardır şehir efsanelerinin, komplo teorilerinin ve korku pazarlamasının en çok beslendiği alanlardan biri. Oysa çözüm yasaklamakta ya da tartışmaları büyütmekte değil; bilimsel bilgiyi herkes için anlaşılır, erişilebilir ve bağlamıyla birlikte sunabilmekte yatıyor. Belki de geleceğin gıda etiketi, yalnızca ürünün içindekileri değil, o ürünün tüm bilimsel hikâyesini anlatacak. Ve belki de tüketicinin güvenini yeniden kazanmanın yolu, bir QR kodunun arkasındaki şeffaflıktan geçecek.”