Yıldırım’da Bozbey’e Atılan O Yumruk Aslında Nereye Geldi?
Dün Yıldırım’da yaşananlar, neresinden bakarsan bak bu şehrin siyaset kültürüne yakışmadı. Mustafa Bozbey, Başkan Bozbey Burada diyerek mahalle mahalle geziyor, vatandaşın ayağına gidiyor. Seçilmiş bir belediye başkanının, halkla buluştuğu bir platformda fiziksel saldırıya uğraması demek, sadece şahsına değil, o sandıktan çıkan iradeye de el kaldırmak demektir. Sahada yıllardır bu işin tozunu yutan biri olarak söylüyorum; şiddetin olduğu yerde siyaset biter, zorbalık başlar.
Yıldırım gibi demografik yapısı hassas, beklentisi yüksek bir ilçede bu tarz olayların fitilini ateşlemek çok kolaydır. Ancak mesele o yumruğu atan şahsın öfkesi değil sadece. O öfkeyi besleyen, kutuplaşmayı körükleyen dilin Bursa sokaklarına inmiş olması asıl tehlikedir. Bozbey’in gülümseyen Bursa sloganıyla çıktığı bu yolda, suratına inen o müdahale aslında Bursa’nın huzuruna kastediyor. Kimse kusura bakmasın, siyaseti bir kavga aparatına dönüştürenler en büyük zararı bu şehre veriyor.
Saldıran kişi yabancı değil; eski bir meclis üyesi. İddialara bakılırsa mesele iş isteme, kişisel beklentiler ve karşılanmayan talepler üzerine kurulu. Şehrin seçilmiş belediye başkanına, bir vatandaş buluşmasında yumruk sallamaya kalkmak, aslında o meydanda toplanan yüzlerce insanın iradesine yumruk atmaktır. Bozbey’in olaydan hemen sonra konuyu kişiselleştirmemesi ve bu ne mahallemizin ne de ilçemizin sorunu diyerek sağduyulu yaklaşması doğruydu. Ancak bu yumuşak üslup, olayın vahametini örtmemeli.
Siyasetin bu kadar sokağa indiği, insanların doğrudan temas kurabildiği halkçı belediyecilik modellerinde güvenlik boşluğu kabul edilemez. Evet, Bozbey halkla iç içe olmayı seviyor, Nilüfer döneminden beri tarzı bu. Ama Büyükşehir ölçeğinde, hele ki böyle gergin siyasi iklimlerde, o halk buluşmalarının güvenliğini pamuk ipliğine bağlayamazsınız. Dün o saldırgan sadece bağırıp çağırabilirdi de, ama bir adım ötesine geçti. Eğer korumalar ve zabıta bir saniye geç kalsaydı bugün çok daha karanlık bir tabloyu konuşuyor olacaktık.
Gelelim madalyonun diğer yüzüne. Başkanın koruma kalkanı ve güvenlik protokolleri belli ki sınıfta kalmış. Bir belediye başkanı halkın içinde olmalı, evet ama bu kadar korumasız ve provokasyona açık bir düzenle Yıldırım’ın en hareketli noktalarında bulunmak, güvenlik zafiyetini de beraberinde getiriyor. Dünkü olay, o anki kalabalığın içinde çok daha vahim sonuçlar doğurabilirdi. Siyaset yapacağım derken can güvenliğini geri plana atmak, hem başkana hem de onu takip eden ekibe haksızlıktır.
Bu olay üzerinden mağduriyet devşirip karşı tarafa saldırmak Bursa’ya hiçbir şey kazandırmaz. Bozbey, bu saldırı karşısında dik duruşunu bozmadan ama güvenlik önlemlerini de profesyonel bir seviyeye çekerek yoluna devam etmeli. Emniyet güçleri bu işin arkasında bir azmettirici veya planlı bir organizasyon olup olmadığını en ince ayrıntısına kadar temizlemeli ki, bir daha kimse Bursa’nın seçilmiş başkanına el kaldırma cüretini kendinde bulamasın. Şiddeti alkışlayan değil, sükuneti sağlayan kazanır.
Mustafa Bozbey’e geçmiş olsun derken, tüm siyasi aktörleri de şu kirli dili ve gerginliği bir kenara bırakmaya davet ediyorum. Bursa’nın kavgaya değil, hizmete ihtiyacı var.