Haçiko Şimdi De Tarımı Mı Kurtaracak?
Tarım artık yalnızca traktörle, gübreyle, ilaçla korunmuyor. Bazen bir burun, bir patiden daha güçlü bir savunma hattı kurabiliyor.
Amerika’da Virginia Tech öncülüğünde yürütülen çarpıcı bir araştırma, sıradan ev köpeklerinin tarımı tehdit eden istilacı böcekleri koklayarak tespit edebildiğini ortaya koydu.
Üstelik bu işi profesyonel, pahalı, sınırlı sayıdaki dedektör köpekler kadar değil, toplumsal bir seferberlik ölçeğinde yapabileceklerini gösterdi. Japonya’da sahibi Hidesaburo’yu 9 yıl özlemle ve sadakatle bekleyen Akito cinsi Haçiko’dan sonra şimdi de sadık dostlarımız “tarımın yeni güvenlik duvarını, kimyasallarla değil koku yetenekleriyle örüyor.
İstilacı Zararlı Görünmez Tehdit
Asya kökenli benekli fener sineği, 2014’te ABD’de ilk kez görüldüğünden bu yana 18 eyalete yayıldı. Ağaçlara, taşlara, kerestelere; hatta araçlara ve römorklara yumurta bırakıyor. Sorun şu: Bu yumurta kümeleri gözle neredeyse fark edilemiyor. Erken yakalanmazsa üzüm bağlarını, meyve bahçelerini ve ormanları çökerten bu zararlıya karşı klasik yöntemler yetersiz kalıyor. Kimyasal mücadele çevreyi yoruyor, insan gücü sınırlı, profesyonel dedektör köpekler ise pahalı ve sayıca az. Araştırmacılar “On binlerce köpek sahibini bu mücadeleye dahil edebilir miyiz?” Sorusunu sordular.
Her Burun Bir Sensör Olabilir mi?
Cevap evetti. Araştırmaya 1.000’den fazla köpek sahibi başvurdu. ABD genelinden seçilen 182 gönüllü ekip, cansızlaştırılmış veya çatlamamış benekli fener sineği yumurta kümeleriyle evlerinde eğitim aldı. Eğitimler, hobi amaçlı “koku tespiti” yapan sıradan köpekler üzerinden yürütüldü. Aylar süren çalışmanın sonunda sonuçlar tarım politikalarını zorlayacak kadar çarpıcıydı. Kontrollü ortamlarda yüzde 82 doğruluk, gerçek saha koşullarında yüzde 61 doğruluk. Her iki testi geçen köpeklerin yüzde 92’si, canlı yumurta kümelerini minimum ek eğitimle başarıyla buldu. Oranlar birçok insan temelli aramadan daha başarılıydı.
Sadece Böcek Değil Hastalık da Kokluyorlar
Aynı araştırma ekibinin Texas Tech Üniversitesi ile yaptığı başka bir çalışma, evcil köpeklerin bağcılığın en büyük sorunlarından biri olan külleme hastalığını yüzde 90’ın üzerinde doğrulukla tespit edebildiğini gösterdi. Yanı, daha erken müdahale daha az kimyasal, daha sağlıklı toprak, daha dirençli tarım. Daha da önemlisi biyogüvenliğin merkezine toplumu koyan bir model ortaya çıkmış oldu.
Bu çalışma sadece bir bilimsel başarı değil, tarımın demokratikleşmesi. Koruma artık yalnızca devletin, şirketlerin ya da uzmanların omzunda değil. Mahalledeki köpek, çiftçinin tarlasının sessiz bekçisi olabiliyor. Projenin yürütücülerinden, köpeği eğitmeni Nita Dickinson ve Texas Tech Üniversitesi’nden bilim insanları “araştırma yalnızca tespit değil, insanların, önemsedikleri yerleri ve toplulukları köpekleriyle birlikte koruyabilmesini sağlayacak yeni bir buluş” diyor.
Velhasıl, iklim krizi, biyolojik istilalar ve tarımsal hastalıklar çağında yaşıyoruz. Bu çağda çözüm yalnızca daha fazla teknoloji değil, daha akıllı dayanışmada yatıyor. Tarımın geleceğinde laboratuvar kadar akıllı tercihler de var.