Bursa Siyasetinde “Bozbey” Sınavı ve Rövanşın Gölgesi
Bursa’nın siyaset koridorlarında bugünlerde en çok duyulan ses, yaklaşan genel seçim provası ile yerel yönetimin performans sınavı arasındaki o ince gerilim
Şehirde uzun yıllardır süregelen AK Parti hegemonyasının yerel seçimle birlikte CHP lehine kırılması, Bursa’yı bir hizmet yarışından ziyade bir ideolojik mevzi mücadelesine sürüklemiş durumda. Mustafa Bozbey’in belediye koltuğundaki her adımı, sadece bir yerel yönetici refleksi olarak değil, ana muhalefetin Türkiye genelindeki rüştünü ispat çabası olarak okunuyor. Diğer yanda ise iktidarın kalesi olarak görülen Bursa’yı geri alma iştahıyla bekleyen, Ankara ile bağlarını taze tutan bir teşkilat yapısı var.
Bursa siyasetinin temel çıkmazı, projelerin verimliliğinden çok aidiyetlerin tartışılmasıdır. Nilüfer’deki yönetim anlayışının tüm şehre yayılma vaadi, bugün kentin muhafazakar çeperlerinde bir merak ve bir o kadar da kuşkuyla izleniyor. Bozbey’in kültürel etkinlikler ve sosyal projelerle kurmaya çalıştığı sempati köprüsü, sanayi bölgelerinin ve çevre ilçelerin katı ekonomik gerçeklerine çarptığında sarsılıyor. Çünkü Bursa, sadece konserle veya parkla tatmin olacak bir emekli şehri değil; burası üretimin, terin ve ağır sanayinin kalbi. İşçinin sofrasındaki ekmeğin küçüldüğü, sanayicinin maliyet altında ezildiği bir iklimde, belediyecilik sadece estetik bir dokunuş olarak kaldığında siyasi karşılığı da hızla erimeye mahkumdur.
İktidar cephesinde ise durum en az muhalefet kadar karışık. Kaybedilen büyükşehir belediyesinin ardından başlayan özeleştiri süreci, yerini yavaş yavaş bir rövanş hazırlığına bırakıyor. Ancak burada da karşımıza çıkan temel sorun, yeni bir hikaye yazmak yerine eski başarıların gölgesine sığınmak. Bursa seçmeni, geçmişte yapılan yolları veya tünelleri artık bir lütuf değil, bir standart olarak görüyor. İktidar partisinin il ve ilçe teşkilatları, vatandaşın doğrudan cebine ve mutfağına dokunan ekonomik krizin faturasını yerel siyasetle nasıl ayrıştıracaklarını henüz bulabilmiş değil. Sahada verilen her fotoğraf, ekonomik darboğazın gölgesinde kalıyor.
Velhasıl kentsel dönüşümden ulaşıma kadar kentin her kronik sorunu, artık teknik bir mesele olmaktan çıkıp siyasi bir koz haline geldi. Bir tarafın çözüm dediğine diğeri engel diyor, birinin vizyon dediğini öteki israf olarak niteliyor. Bu çift başlılık, Bursa’nın çözüm bekleyen sorunlarını adeta bir kördüğüme dönüştürüyor. Seçmen ise bu kavganın neresinde duracağını şaşırmış durumda. Bursa’da artık ideolojik sadakatler, hayat pahalılığı ve hizmet kalitesi karşısında her zamankinden daha kırılgan. Önümüzdeki süreçte kazanan, karşı tarafı en çok eleştiren değil, bu şehrin sanayicisine, işçisine ve gencine gerçek bir gelecek projeksiyonu sunan taraf olacaktır. Bursa, sessizce kartların yeniden dağıtılmasını beklerken, siyasetin dili halkın gerçeğine yaklaşmadığı sürece bu sessizlik her iki taraf için de fırtına öncesi bir bekleyişten öteye geçmeyecektir.