Yeni ABD Beslenme Rehberi Tartışma Yarattı, Bilim mi, İdeoloji mi?
Amerika Birleşik Devletleri’nde 2025-2030 dönemi için yayımlanan yeni Amerikan Beslenme Rehberi (Dietary Guidelines for Americans – DGA), hem içeriği hem de hazırlanma süreci nedeniyle bilim dünyasında ciddi tartışmalara yol açtı. Destekleyenler ile karşı çıkanlar arasında derin bir kutuplaşma oluşurken, rehberin onlarca yıldır güvenilen halk sağlığı ilkelerini altüst ettiği yönünde güçlü eleştiriler dile getiriliyor.
Yeni rehberin en dikkat çekici yönlerinden biri, grafik sunum biçimi. 2010’dan bu yana kullanılan MyPlate modeli ve 1992’den beri bilinen klasik beslenme piramidi terk edilerek, bu kez “ters piramit” şeklinde bir görsel tercih edildi. En çok önerilen besinler üstte, en az önerilenler altta yer alıyor. Bu yaklaşım tamamen yeni olmasa da, önceki örneklerden farklı olarak bu değişimin gerekçesi yeterince açıklanmıyor ve mevcut bilimsel kılavuzlarla çelişen mesajlar içeriyor.
İçerik açısından rehber, özellikle hayvansal proteinlerin piramidin en üstüne yerleştirilmesiyle eleştiriliyor. Raporda doymuş yağ tüketiminin günlük kalorinin yüzde 10’unu aşmaması gerektiği belirtilirken, aynı zamanda sığır eti, tereyağı ve tam yağlı süt ürünlerinin düzenli tüketiminin önerilmesi dikkat çekiyor. Bu durum, bilimsel tutarlılık açısından soru işaretleri yaratıyor.
Bir diğer çarpıcı nokta, tam tahılların piramidin en altına yerleştirilmesi. Görsel sunum, bu besinlerin en az önerilen grup olduğunu ima etse de, günlük porsiyon önerileri incelendiğinde tam tahıllar ile diğer temel gıdalar arasında ciddi bir fark olmadığı görülüyor. Buna karşılık, sağlıklı beslenmenin temel unsurlarından biri olan baklagillerin grafikte hiç yer almaması, hayvansal proteinin merkeze alınmasını daha da pekiştiriyor.
Ancak tartışmalar yalnızca içeriğe değil, rehberin hazırlanma sürecine de odaklanıyor. 1980’den bu yana her beş yılda bir, ABD Tarım Bakanlığı (USDA) ve Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı (HHS) gözetiminde yürütülen süreçte, bağımsız bir Beslenme Rehberi Danışma Komitesi kapsamlı bilimsel değerlendirmeler yapıyordu. Bu komitenin hazırladığı 421 sayfalık rapor, genellikle kamuoyu görüşleriyle birlikte iki yılı aşan şeffaf bir sürecin ürünüydü.
Mevcut dönemde ise bu standart prosedürün büyük ölçüde devre dışı bırakıldığı belirtiliyor. Trump yönetimi, Danışma Komitesi raporunu aldıktan sonra altı aydan kısa süren hızlandırılmış bir inceleme süreci yürüttü. Ardından, “Amerikalılar İçin Beslenme Rehberi Bilimsel Vakfı” adıyla alternatif bir uzmanlar grubu, kamuoyu katılımı ve şeffaflık mekanizmaları olmaksızın kendi raporunu yayımladı.
Sadece 90 sayfa olan bu alternatif rapor, orijinal komitenin 56 önerisinin büyük bölümünü reddetti. Önerilerden yalnızca 14’ü tamamen kabul edilirken, 30’u bütünüyle göz ardı edildi. Açılış sayfasında yer alan kontrol listesi, hükümetin bilimsel komiteye karşı tavrını açıkça ortaya koyan sembolik bir mesaj olarak değerlendiriliyor.
Raporda ayrıca halk sağlığı açısından öncelikli olmadığı halde “erkeklerde testosteron sağlığını destekleme” konusuna özel bir yer ayrılması, ideolojik vurguların rehbere sızdığı eleştirilerini güçlendiriyor. Dahası, alternatif raporu hazırlayan bazı isimlerin süt ve sığır endüstrileriyle yakın bağlarının bulunması, çıkar çatışması endişelerini artırıyor.
Yeni kılavuzlar, ABD’deki obezite ve kronik hastalık krizinin geçmiş beslenme rehberlerinin sonucu olduğunu öne sürüyor. Ancak uzmanlar bu yaklaşımın bilimsel bir safsataya dayandığını vurguluyor. Önceki rehberlerin hiçbirinde gazlı içecekler, şekerli atıştırmalıklar ya da aşırı işlenmiş gıdalar teşvik edilmediği gibi, aksine bu ürünlerden kaçınılması önerildi. Üstelik veriler, Amerikalıların bu rehberlere uyumunun tarihsel olarak düşük olduğunu gösteriyor.
Sonuç olarak, 2025-2030 Amerikan Beslenme Rehberi yalnızca bilimsel açıdan tartışmalı ve çelişkili bulunmakla kalmıyor; aynı zamanda ideolojik tercihler ve şirket çıkarlarının halk sağlığı ilkelerinin önüne geçtiği yönünde ciddi eleştirilere maruz kalıyor. Uzmanlara göre ortaya çıkan tablo, sağlıklı beslenme reçetesinden çok, bilimin, ideolojinin ve ekonomik çıkarların karıştığı sorunlu bir tarif izlenimi veriyor.