Dolar 49,3673
Euro 55,2729
Altın 6.636,71
BİST 12.231,16
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 13°C
Yağmurlu
Bursa
13°C
Yağmurlu
Çar 14°C
Per 9°C
Cum 5°C
Cts 6°C

Tuvalet Eğitimi ile Sıfır Atığın Ne İlgisi Var

13 Ekim 2026 10:06
A+
A-

Bir çocuğun tuvalet eğitimini ne zaman tamamladığı yalnızca bir ebeveynlik meselesi değil. Aynı zamanda plastik atık meselesi.

1950’lerde İngiltere’de doğan ortalama bir çocuk, 2 yaş 4 aylıkken tuvalet eğitimini tamamlıyordu. Yaklaşık 50 yıl sonra bu yaş 3 yaşın sonrasına çıktı.

Aradaki fark, yalnızca çocuk yetiştirme alışkanlıklarının değişimini göstermiyor. Çünkü çocuk daha uzun süre bez kullandıkça daha fazla tek kullanımlık bez çöpe gidiyor.

Bugün dünyada her dakika 300.000’den fazla tek kullanımlık bebek bezi çöpe atılıyor.

Nature Sustainability dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, bebek bezleriyle birlikte idrar kaçırma ürünleri ve adet malzemelerini de kapsayan emici hijyen ürünlerinin yılda 160-200 milyon metrik ton atık oluşturduğunu ortaya koyuyor.

Bu miktar, küresel belediye katı atıklarının ağırlıkça yaklaşık onda birine denk geliyor.

Londra Üniversitesi’nden malzeme sürdürülebilirliği araştırmacısı Elze Porte, sorunun büyüyen ve yaşlanan nüfusla birlikte daha da ağırlaşacağına dikkat çekiyor:

“Büyüyen ve yaşlanan nüfusla birlikte bu sorun daha da kötüleşiyor, bu nedenle atıkları azaltmak ve kaçınılmaz olan atıklar için daha sürdürülebilir çözümler bulmak için şimdi harekete geçmemiz önemli.”

Porte ve UCL malzeme bilimcisi Mark Miodownik, iki buçuk yıl boyunca bebek bezi ve tek kullanımlık hijyen ürünleri üreticileri, devlet kurumları, atık toplama ve işleme şirketleri ile bakım ve sağlık profesyonelleriyle görüştü. Bir bebek bezi fabrikasını ve geri dönüşüm tesisini de ziyaret etti.

Araştırma sonucunda üç temel çözüm öne çıkıyor:

  1. Daha az tek kullanımlık bez kullanmak

Bunun bir yolu yeniden kullanılabilir bezlere geçmek.

Diğer yol ise tuvalet eğitimini daha erken yaşlara çekmek.

Araştırmacılara göre bunun gerçekleşebilmesi için iş yeri düzenlemeleri ve çocuk bakım sistemlerinde de değişiklikler gerekiyor.

Üstelik erken tuvalet eğitiminin çocukların mesane ve bağırsak sağlığı açısından da faydalı olabileceğine ilişkin bulgular bulunuyor.

Elze Porte bu noktayı şöyle ifade ediyor:

“Bizim için bu ilginç bir bilgiydi çünkü tuvalet eğitimi yaşını düşürerek bez atıklarını azaltmanın aileler için para tasarrufu sağlayabileceği, çocukların gelişimini destekleyebileceği ve çevre için daha iyi olabileceği anlamına geliyor. Böyle üçlü bir kazan-kazan çözümüne nadiren rastlanır.”

  1. Bebek bezlerini geri dönüştürmek

Tek kullanımlık bezler basit bir plastik ürün değil.

İçlerinde farklı plastik türleri, lifler ve süper emici jeller bulunuyor.

Bu karmaşık yapı nedeniyle kullanılmış bezlerin diğer belediye atıklarından ayrı toplanması, malzemelerin birbirinden ayrılması ve her bir bileşenin ayrı ayrı geri dönüştürülmesi gerekiyor.

Bugün birçok ülkede bebek bezi geri dönüşüm tesisleri bulunuyor. Ancak bu tesisler genellikle bezin yalnızca bir bölümünü geri dönüştürebiliyor ve ortaya çıkan malzemelerin kalitesi de düşebiliyor.

  1. Kompostlanabilir hijyen ürünleri geliştirmek

Üçüncü seçenek ise tamamen kompostlanabilir emici hijyen ürünleri.

Buradaki mühendislik problemi oldukça ilginç:

Ürün, endüstriyel kompostlama tesisinde parçalanmalı; ancak insan vücudundaki sıcak ve nemli ortamda parçalanmamalı.

Başka bir araştırma grubu ise geleneksel tek kullanımlık bezlerde kullanılan fosil yakıt bazlı emici jellerin yerine selüloz ve sitrik asit bazlı biyolojik olarak parçalanabilir bir malzeme geliştirdi.

Ancak hem geri dönüşüm hem de kompostlama için önemli bir başka sorun var:

Patojenler ve ilaç kalıntıları.

Kullanılmış hijyen ürünlerinin güvenli biçimde geri dönüştürülmesi veya kompostlanması için bunları ortadan kaldırabilecek yeni teknolojilere ihtiyaç var. Bazı ülkelerde insan atıklarının kompostlanması da mevzuatla sınırlandırılıyor.

Bu nedenle çözüm yalnızca teknoloji değil; altyapı, mevzuat, çocuk bakım sistemleri ve ebeveynlik kültürünün birlikte değişmesini gerektiriyor.

Araştırmacılar bu konuyu daha iyi anlayabilmek için dünya genelindeki tuvalet eğitimi uygulamalarını da inceliyor.

Elze Porte, Büyük Tuvalet Projesi kapsamında ebeveynlerden ve bakıcılardan çocuklarını nasıl ve ne zaman tuvalet eğitimine alıştırdıklarını paylaşmalarını istediklerini söylüyor:

“Dünya genelindeki ebeveynlerden ve bakıcılardan, çocuklarını nasıl ve ne zaman tuvalete alıştırdıklarına dair içgörüler edinmemize, en iyi uygulamaları anlamamıza ve desteğin eksik olduğu yerleri belirlememize yardımcı olmak için tuvalet eğitimi yolculuklarını paylaşmalarını rica ediyoruz.”

Asıl mesele bez değil, sistem

Bu araştırmanın bana göre en çarpıcı tarafı şu:

Plastik krizini yalnızca geri dönüşüm kutusunda çözmeye çalışıyoruz. Oysa bazen en büyük çevresel kazanım, atığı ortaya çıkarmadan önce onu azaltmak.

Bir çocuğun tuvalet eğitimini tamamladığı yaş bile küresel plastik atık denklemine dahil olabilir.

Daha az bez kullanmak, yeniden kullanılabilir ürünlere geçmek, geri dönüşüm teknolojilerini geliştirmek ve kompostlanabilir malzemeler üretmek…

Çözüm tek bir yerde değil.

Amaç, kaçınılmaz atığı daha iyi yönetmek kadar, gereksiz atığı daha en başında azaltmak olmalı.

REKLAM ALANI