TRUMP BM’DE İKLİM GERÇEKLERİNİ ÇARPITTI“12 Yıl İçinde Hepimiz Öleceğiz” Denmemişti
ABD Başkanı Donald Trump’ın Birleşmiş Milletler’de yaptığı konuşmada iklim değişikliğiyle ilgili kullandığı ifadeler, CNN’in yayımladığı bir doğrulama haberinde mercek altına alındı.
Trump, yapay zekânın insanlara saldırabileceği veya onları öldürebileceği yönündeki uyarılarla alay ederken, bu korkuların daha önce “küresel ısınma nedeniyle 12 yıl içinde hepimizin öleceğini” söyleyen kişilerden geldiğini öne sürdü.
Trump ayrıca dünyanın artık ısınmadığını, aksine soğuduğunu ve bu nedenle “küresel ısınma” ifadesinin “iklim değişikliği” olarak değiştirildiğini iddia etti.
CNN’e göre bu ifadeler birden fazla yanlış veya yanıltıcı iddia içeriyor.
“KÜRESEL ISINMA”NIN ADI “İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ” OLARAK DEĞİŞTİRİLMEDİ
Trump’ın iddiasının ilk problemi, “küresel ısınma” ile “iklim değişikliği” kavramlarını birbirinin yerine kullanılan, aynı anlama gelen ifadeler olarak sunması.
Oysa bilim dünyasında her iki kavram da kullanılmaya devam ediyor.
“Küresel ısınma” genel olarak dünyanın ortalama yüzey sıcaklığındaki uzun vadeli artış eğilimini ifade ediyor.
“İklim değişikliği” ise sıcaklık artışının yanı sıra yağış rejimlerindeki değişimler, aşırı hava olayları, deniz seviyesinin yükselmesi ve ekosistemlerdeki değişimler gibi daha geniş etkileri kapsıyor.
CNN’in aktardığına göre, Trump yönetimindeki federal hükümetin kurumlarından NASA da iki kavram arasındaki farkı açıklıyor.
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Paneli’nin 2023 tarihli sentez raporu da kavramların hâlâ bilimsel literatürde kullanıldığını açıkça ortaya koyuyor.
Raporda, insan faaliyetlerinin sera gazı emisyonları yoluyla küresel ısınmaya kesin olarak neden olduğu ve 2011-2020 döneminde küresel yüzey sıcaklığının 1850-1900 dönemine göre yaklaşık 1,1°C arttığı belirtiliyor.
Yani mesele kelimelerin değiştirilmesi değil.
Bilimsel olarak birbirinden farklı iki kavramın bulunması.
DÜNYA SOĞUMUYOR, ISINIYOR
Trump’ın ikinci iddiası ise dünyanın artık ısınmadığı, hatta soğuduğu yönünde.
CNN’in aktardığı Dünya Meteoroloji Örgütü verileri bu iddiayı desteklemiyor.
Dünya Meteoroloji Örgütü, son 11 yılın ölçüm tarihindeki en sıcak 11 yıl olduğunu bildirdi.
Üstelik 2023, 2024 ve 2025 yılları kayıtlardaki en sıcak üç yıl arasında yer aldı.
2025, 2024 kadar sıcak değildi.
Ancak bu durum küresel ısınmanın sona erdiği anlamına gelmiyor.
Bir yılın bir önceki yıldan biraz daha serin olması, uzun vadeli ısınma eğiliminin tersine döndüğünü göstermiyor.
Buradaki kritik ayrım şu:
Hava durumu başka, iklim başka.
Tek bir yılın sıcaklığı ile onlarca yıllık küresel sıcaklık eğilimi aynı şey değil.
“KİMSE ÖLMEDİ” İDDİASI DA GERÇEĞİ YANSITMIYOR
Trump’ın sözlerindeki bir başka iddia ise küresel ısınma nedeniyle “kimsenin ölmediği”.
CNN’in aktardığı uzman değerlendirmelerine göre bu konuda kesin bir ölüm sayısı vermek mümkün değil.
Çünkü iklim değişikliğinin neden olduğu ölümleri tek tek belirlemek son derece zor.
Ancak bu, iklim değişikliği ile bağlantılı ölümlerin olmadığı anlamına gelmiyor.
Dünya Sağlık Örgütü, iklim değişikliğinin yalnızca yetersiz beslenme, sıtma, ishal ve sıcak çarpması gibi nedenlerle 2030-2050 arasında yılda yaklaşık 250 bin ek ölüme yol açabileceğini öngörüyor.
Dolayısıyla “kimse ölmüyor” demek, mevcut bilimsel değerlendirmelerle örtüşmüyor.
PEKİ “12 YIL İÇİNDE HEPİMİZ ÖLECEĞİZ” SÖZÜ NEREDEN ÇIKTI?
Trump’ın konuşmasındaki en dikkat çekici bölüm belki de burası.
Çünkü 2018 yılında yayımlanan iklim raporunun kamuoyunda yıllardır dolaşan “12 yıl” mesajıyla ilişkisi var.
Fakat raporun söylediği şey, Trump’ın anlattığı gibi değildi.
2018 yılında yayımlanan bilimsel değerlendirmede, küresel sıcaklık artışını sanayi öncesi döneme göre 1,5°C ile sınırlayabilmek için dünyanın önümüzdeki yaklaşık 12 yıl içinde sera gazı emisyonlarını önemli ölçüde azaltması gerektiği ortaya konulmuştu.
Bilim insanlarının mesajı:
“12 yıl içinde hepimiz öleceğiz” değildi.
Mesaj, daha çok şuydu:
Gelecekte daha ağır iklim etkilerinden kaçınmak için önümüzdeki yıllarda çok ciddi adımlar atılması gerekiyor.
Aradaki fark önemli.
Çünkü bilimsel bir uyarının siyasi söylem içinde basitleştirilmesi, zamanla bambaşka bir cümleye dönüşebiliyor.
12 YILLIK UYARI, “KIYAMET TAKVİMİ” DEĞİLDİ
2018’deki rapor, 1,5°C hedefinin korunabilmesi için hızlı emisyon azaltımının gerekli olduğunu söylüyordu.
Bu hedef aşıldığında iklim değişikliğinin risklerinin daha da büyüyeceği konusunda uyarı yapılıyordu.
Yani bilim insanları bir “ölüm takvimi” açıklamadı.
Bir politika ve dönüşüm takvimi ortaya koydu.
Aradan geçen yıllar ise bu tartışmayı daha da önemli hale getirdi.
CNN’in aktardığı Birleşmiş Milletler değerlendirmesine göre dünya, 1,5°C eşiğini önümüzdeki birkaç yıl içinde aşma ihtimaliyle karşı karşıya.
Bu da 2018’deki uyarının “12 yıl sonra dünyanın sonu” şeklinde değil, emisyon azaltımında zamanın daraldığı şeklinde okunması gerektiğini gösteriyor.
İKLİM TARTIŞMASINDA ASIL SORUN: VERİ Mİ, SÖYLEM Mİ?
Trump’ın BM konuşması üzerinden yeniden gündeme gelen tartışma aslında yalnızca Trump’ın söyledikleriyle ilgili değil.
İklim değişikliği uzun zamandır bilimsel verilerle siyasi söylemlerin kesiştiği alanlardan biri.
“12 yıl kaldı.”
“Dünya yok olacak.”
“Kimse ölmüyor.”
“Dünya soğuyor.”
“Artık küresel ısınma demiyoruz.”
Bu cümlelerin her biri kamuoyunda güçlü karşılık bulabiliyor.
Ancak bilimsel raporların dili çok daha farklı.
Bilim insanları çoğu zaman bir “son tarih” vermekten ziyade risklerin nasıl değiştiğini, hangi eşiklerin ne anlama geldiğini ve hangi politikaların riski azaltabileceğini anlatıyor.
Bu nedenle iklim tartışmasının en önemli ihtiyacı belki de daha yüksek ses değil.
Daha doğru bilgi.
Çünkü iklim krizini abartmak da küçümsemek de aynı soruna hizmet ediyor:
Gerçeğin kendisini görünmez hale getiriyor.
VELHASIL…
Trump’ın BM konuşmasında kullandığı “küresel ısınma” ve “12 yıl” ifadeleri, CNN’in doğrulama haberinde birden fazla açıdan yanlış veya yanıltıcı bulunuyor.
“Global warming” kelimesi ortadan kalkmadı.
Dünya soğumuyor.
İklim değişikliğinin insan sağlığı üzerindeki etkileri yok sayılamıyor.
Ve bilim insanları hiçbir zaman “12 yıl içinde hepimiz öleceğiz” şeklinde bir bilimsel rapor ortaya koymadı.
Söylenen çok daha farklıydı:
Zaman daralıyor.
Daha fazla gecikme, daha büyük risk anlamına geliyor.
Bugün iklim konusunda ihtiyacımız olan şey korku siyaseti de değil, inkâr siyaseti de değil.
Veriye bakmak.
Çünkü gezegenin termometresi siyaset yapmıyor.
Rakamlar da oy kullanmıyor.
Sadece olanı gösteriyor.