...
Dolar 46,4450
Euro 53,2162
Altın 6.332,99
BİST 14.600,31
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 29°C
Az Bulutlu
Bursa
29°C
Az Bulutlu
Cum 26°C
Cts 28°C
Paz 29°C
Pts 29°C

İklim Krizinin Gerçek Savaşı Karbonla Değil, Zamanla… Gençler Dünyanın Sonundan Korkuyor, Yaşlılar Sandığa Gidiyor

18 Haziran 2026 10:02
A+
A-

“Yaşlılar zaten ölecek. Bizim ölüp ölmeyeceğimiz umurlarında değil.”

Billie Eilish’in birkaç yıl önce kurduğu bu cümle, iklim krizinin bilimsel raporlardan çıkıp kuşaklar arası bir hesaplaşmaya dönüştüğü anlardan biriydi.

Sertti.

Rahatsız ediciydi.

Ama milyonlarca gencin hislerine tercüman oldu.

Çünkü iklim krizinin yarattığı en büyük kırılma, belki de atmosferde değil zihinlerde yaşanıyor.

Bugün dünyanın dört bir yanında gençler sokaklarda. Mahkemelerde. Üniversitelerde. Sosyal medyada. Hükümetlere dava açıyorlar. Şirketleri protesto ediyorlar. Müzelere boya atıyorlar. Gezegeni kurtarmaya çalışan son nesil olduklarına inanıyorlar.

Karşılarında ise sessiz görünen bir kuşak var.

Yaşlılar.

Peki gerçekten öyle mi?

Gerçekten gençler iklim için savaşırken yaşlılar olan biteni izliyor mu?

Bilim ilginç bir cevap veriyor.

Bilim İnsanları Kuşak Savaşının Abartıldığını Söylüyor

2021 yılında Nature Communications dergisinde yayımlanan ve 56 binden fazla kişinin on yıllık verilerini inceleyen “Ten-year Panel Data Confirm Generation Gap but Climate Beliefs Increase at Similar Rates Across Ages” başlıklı araştırma, iklim tartışmalarının en yaygın ezberlerinden birini bozdu.

Araştırmacılar gençlerin iklim değişikliğini daha büyük bir tehdit olarak gördüğünü doğruladı.

Ama daha önemlisi başka bir şey buldu.

İklim değişikliğine yönelik farkındalık ve kabul oranı bütün yaş gruplarında benzer hızlarda artıyordu.

Yani yaşlılar aynı yerde durmuyor.

Onlar da değişiyor.

Onlar da öğreniyor.

Onlar da iklim krizini giderek daha fazla ciddiye alıyor.

Sorun iklim değişikliğine inanıp inanmamak değil.

Sorun ona nasıl tepki verildiği.

Aslında gençlerle yaşlılar aynı yangını görüyor.

Sadece yangını söndürmek için farklı kapılardan koşuyorlar.

Z Kuşağı İklimden Çok Geleceğini Kaybetmekten Korkuyor

Pew Research Center’ın araştırmaları bu farkı net biçimde ortaya koyuyor.

Z Kuşağı’nın yaklaşık üçte biri iklim değişikliğiyle ilgili içerikleri sosyal medyada aktif olarak takip ediyor, paylaşıyor veya tartışıyor.

Baby Boomer kuşağında bu oran neredeyse yarı yarıya düşüyor.

Bu yüzden gençler daha görünür.

Daha yüksek ses çıkarıyorlar.

Daha çok manşet oluyorlar.

Ama görünür olmak her zaman daha fazla önemsemek anlamına gelmiyor.

Çünkü yaş faktörü aslında zaman faktörüdür.

Yetmiş yaşındaki biri için iklim değişikliği ciddi bir risk olabilir.

Yirmi yaşındaki biri için ise hayatının tamamını şekillendirecek bir gerçekliktir.

İşte bu nedenle gençler daha fazla korku hissediyor.

Daha fazla öfke hissediyor.

Daha fazla kaygı hissediyor.

Çünkü onlar için mesele kutup ayıları değil.

Hayat planları.

Gıda fiyatları.

Su kaynakları.

Meslek seçimleri.

Yaşanabilir şehirler.

Çocuk sahibi olup olmama kararı.

Başka bir ifadeyle gençler iklim krizinden değil, geleceksizlikten korkuyor.

Öfke, Umuttan Daha Güçlü Bir Yakıt

Araştırmaların ortaya koyduğu ilginç bir gerçek var.

İnsanları harekete geçiren duygu umut değil.

Öfke.

Tarih boyunca büyük toplumsal dönüşümler umutla başlamadı.

Öfkeyle başladı.

Kadın hareketleri.

İşçi hareketleri.

Sivil haklar mücadeleleri.

Bugün iklim hareketinin motoru da büyük ölçüde öfke.

Bu yüzden gençler yalnızca protesto etmiyor.

Dava açıyorlar.

Son on yılda dünyanın dört bir yanında gençler tarafından açılan binlerce iklim davası görülmeye başlandı.

Montana’da.

Hawaii’de.

Avrupa’da.

Latin Amerika’da.

Mahkemeler artık yalnızca hukukun değil, gelecek nesillerin de mücadele alanı haline geliyor.

Çünkü gençler ilk kez tarihte henüz yaşanmamış zararlar için hak talep ediyor.

Aslında mahkemelere taşıdıkları şey karbon değil.

Gelecek.

Yaşlılar Sessiz Ama Etkisiz Değil

Burada büyük bir paradoks ortaya çıkıyor.

Gençler daha çok konuşuyor.

Yaşlılar daha çok oy kullanıyor.

Amerika’da 65 yaş üzerindeki seçmenlerin yaklaşık dörtte üçü seçimlere katılırken, gençlerin önemli bölümü sandığa gitmiyor.

Bu nedenle iklim politikalarının kaderi çoğu zaman protesto meydanlarında değil seçim sandıklarında belirleniyor.

Daha da önemlisi yaşlıların elinde gençlerin sahip olmadığı başka bir güç bulunuyor.

Sermaye.

Bir ömür boyunca biriken emeklilik fonları.

Yatırım hesapları.

Tasarruflar.

Bugün milyarlarca dolarlık emeklilik fonları fosil yakıt yatırımlarını sorguluyor.

Bazıları petrol şirketlerinden çıkıyor.

Bazıları yatırım yaptıkları şirketleri karbon azaltım hedefleri koymaya zorluyor.

Gençler megafon kullanıyor.

Yaşlılar sermayeyi yönlendiriyor.

Birisi manşet oluyor.

Diğeri piyasaları değiştiriyor.

Geçmişin Hafızası Olmadan Geleceğin Haritası Çizilemez

İklim tartışmalarında en az konuşulan konu hafıza.

Bilim insanları buna “değişen temel çizgi sendromu” diyor.

Her nesil içine doğduğu dünyayı normal kabul ediyor.

Bugünün gençleri kuraklığı normal sanabiliyor.

Azalan kuş türlerini normal sanabiliyor.

Kirliliği normal sanabiliyor.

Çünkü daha iyisini hiç görmediler.

Oysa yaşlı bir çiftçi başka bir dünyayı hatırlıyor.

Karın daha çok yağdığı yılları.

Derelerin kurumadığı zamanları.

Tarlaların daha az suyla ürün verdiği dönemleri.

Bazen elli yıllık bir çiftçi hafızası, yüz sayfalık bir iklim raporundan daha güçlüdür.

Çünkü veri aklı ikna eder.

Hafıza ise kalbi.

İklim Hareketi Artık Çevre Hareketi Değil

Asıl büyük dönüşüm burada yaşanıyor.

Yeni nesil aktivistler artık yalnızca karbon emisyonlarından bahsetmiyor.

Gıda fiyatlarından bahsediyorlar.

Tarımdan bahsediyorlar.

Göçten bahsediyorlar.

Barınma krizinden bahsediyorlar.

Gelir eşitsizliğinden bahsediyorlar.

Çünkü iklim krizinin artık yalnızca bir çevre meselesi olmadığını görüyorlar.

Kuraklık tarımı etkiliyor.

Tarım gıdayı etkiliyor.

Gıda enflasyonu siyaseti etkiliyor.

Siyaset toplumsal istikrarı etkiliyor.

Karbon artık yalnızca çevrecilerin konusu değil.

Ekonomistlerin konusu.

Merkez bankalarının konusu.

Tarım politikalarının konusu.

Ulusal güvenlik stratejilerinin konusu.

Kısacası uygarlığın konusu.

Türkiye açısından bakıldığında tablo daha da çarpıcı.

Çiftçilerin yaş ortalaması yükseliyor.

Kuraklık riski büyüyor.

Su kaynakları azalıyor.

Kırsalda yaşlılar kalıyor.

Kentlerde gençler geleceğe ilişkin kaygı duyuyor.

Bir tarafta deneyim.

Bir tarafta enerji.

Bir tarafta hafıza.

Bir tarafta gelecek.

Belki de Türkiye’nin iklim sorunu aslında bir kuşaklar arası sözleşme sorunu.

Çünkü bugün alınan kararların maliyetini yarının gençleri ödeyecek.

Ama kararları bugünün yetişkinleri veriyor.

Velhasıl…

Mesele gençlerin yaşlılara kızması değil.

Mesele yaşlıların gençleri anlamaması da değil.

Mesele zaman.

Bir nesil geleceği temsil ediyor.

Diğer nesil hafızayı.

Bir nesil değişim istiyor.

Diğer nesil istikrar.

Oysa iklim krizinin çözümü bu iki gücün çatışmasında değil, ortaklığında yatıyor.

Velhasıl…

İklim krizinin gerçek savaşı gençlerle yaşlılar arasında yaşanmıyor.

Gerçek savaş kısa vadeyle uzun vade arasında yaşanıyor.

Bir tarafta bir sonraki seçim.

Diğer tarafta bir sonraki nesil.

Ve insanlık tarihinde uygarlıkları çökerten şey çoğu zaman kuraklık, salgın ya da savaş olmadı.

Geleceği bugüne kurban etmeleri oldu.

Belki de mesele karbon değil.

Mesele zaman.

Çünkü iklim krizi, insanlığın atmosferle değil, kendi vicdanıyla yaptığı en büyük hesaplaşmadır.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.