Dolar 47,9496
Euro 56,1358
Altın 6.933,08
BİST 14.458,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 32°C
Az Bulutlu
Bursa
32°C
Az Bulutlu
Per 34°C
Cum 34°C
Cts 32°C
Paz 32°C

PepsiCo’nun Plastik Sınavı: Sürdürülebilirlik Hedefleri Büyüdü, Ambalajın Hikâyesi Değişti

20 Ağustos 2026 12:08
A+
A-

Bir zamanlar 2025’e kadar plastik ambalajlarında yüzde 25 geri dönüştürülmüş içerik kullanmayı, 2030’da bu oranı yüzde 50’ye çıkarmayı ve içeceklerinin yüzde 20’sini yeniden kullanılabilir modellerle sunmayı hedefleyen PepsiCo, bugün daha farklı bir yol haritası izliyor.

Şirket plastik kullanımını azaltıyor, geri dönüştürülmüş içeriği artırıyor ve ambalaj tasarımını değiştiriyor. Ancak aynı zamanda bazı eski hedeflerini geri çekiyor, takvimlerini uzatıyor ve kapsamlarını daraltıyor. Asıl soru şu: Bu bir sürdürülebilirlik stratejisinin olgunlaşması mı, yoksa hedeflerin daha ulaşılabilir hale getirilmesi mi?

PepsiCo’nun ambalaj sürdürülebilirliği hikâyesi, bugün yalnızca plastik şişelerin ne kadarının geri dönüştürüldüğü üzerinden okunabilecek bir hikâye değil.

Çünkü dünyanın en büyük yiyecek ve içecek şirketlerinden biri için ambalaj, ürünün kendisi kadar büyük bir çevresel mesele.

Pepsi, Gatorade, Lipton, Tropicana gibi içecekler; Lay’s, Doritos ve diğer atıştırmalıklar milyonlarca, hatta milyarlarca kez tüketiciyle buluşuyor. Bu buluşmanın ardından geriye devasa bir ambalaj ekonomisi kalıyor.

PepsiCo’nun kendi verilerine göre şirket 2024 yılında yalnızca “kilit ambalaj pazarlarında” 2,1 milyon metrik ton plastik kullandı. Bu rakam birincil ve ikincil ambalajları birlikte kapsıyor.

2025 yılında ise bu miktarın yaklaşık 2 milyon metrik tona gerilediği bildiriliyor. Aynı dönemde şirketin birincil plastik ambalajlarında geri dönüştürülmüş plastik oranı yüzde 18’e çıktı. 2024’te bu oran yüzde 15’ti.

İlk bakışta tablo açık:

Daha az plastik, daha fazla geri dönüştürülmüş içerik.

Fakat PepsiCo’nun sürdürülebilirlik hikâyesine biraz daha geriden bakıldığında çok daha ilginç bir tablo ortaya çıkıyor.

PepsiCo’nun plastik hikâyesi 2018’de başka bir yerdeydi

PepsiCo’nun sürdürülebilir ambalaj yolculuğunun önemli dönüm noktalarından biri 2018 yılıydı.

Şirket o dönemde 2025 yılına kadar plastik ambalajlarında yüzde 25 geri dönüştürülmüş içerik kullanmayı hedeflediğini açıkladı.

PET içecek şişeleri için hedef daha da iddialıydı:

2025’e kadar yüzde 33 geri dönüştürülmüş PET.

PepsiCo bu hedefi “plastiklerin asla atığa dönüşmediği bir dünya” vizyonunun parçası olarak tanımlıyordu. Şirket aynı dönemde geri dönüşüm altyapısının güçlendirilmesi, tüketicilerin geri dönüşüme yönlendirilmesi ve yeni teknolojilerin geliştirilmesi gerektiğini de vurguluyordu.

Bu yaklaşımın arkasında yalnızca ambalaj tasarımı yoktu.

PepsiCo, 2016 yılında açıkladığı Performance with Purpose 2025 gündemiyle ambalajlarının tamamını geri dönüştürülebilir, kompostlanabilir veya biyobozunur hale getirme hedefini de ortaya koymuştu.

Yani şirketin ilk sürdürülebilir ambalaj anlatısı üç kelime üzerine kuruluydu:

Azalt. Geri dönüştür. Yeniden kullan.

2020: Plastik ayak izi hâlâ 2,3 milyon ton

Ellen MacArthur Foundation’ın Global Commitment verileri PepsiCo’nun plastik ölçeğini daha net gösteriyor.

PepsiCo’nun 2020 yılı plastik ambalaj ağırlığı yaklaşık 2,35 milyon metrik tondu.

O yıl tüketici sonrası geri dönüştürülmüş içerik oranı yalnızca yüzde 5 seviyesindeydi.

Şirket 2025 için yüzde 25 hedef koymuştu.

Başka bir ifadeyle PepsiCo’nun önündeki beş yıllık yolculuk, yüzde 5’ten yüzde 25’e çıkmak anlamına geliyordu.

Bu yalnızca teknik bir ambalaj hedefi değildi.

Milyonlarca tonluk plastik ekonomisinin hammadde yapısını değiştirmek anlamına geliyordu.

Çünkü yeni plastik yerine atık plastik kullanmak, yalnızca PepsiCo’nun satın alma politikasını değil, dünyadaki toplama, ayrıştırma ve geri dönüşüm sistemlerini de değiştirmeyi gerektiriyordu.

2021: PepsiCo Positive dönemi

2021’de PepsiCo, sürdürülebilirlik yaklaşımını daha geniş bir çatı altında topladı:

pep+ – PepsiCo Positive.

Bu yaklaşım yalnızca ambalajı değil; tarım, iklim, su, beslenme, insan ve değer zincirini birlikte ele alan bir dönüşüm programı olarak tasarlandı.

Ambalaj tarafında ise şirketin vizyonu giderek daha kapsamlı hale geldi.

Plastiği azaltmak.

Geri dönüştürülmüş plastik kullanmak.

Ambalajı geri dönüştürülebilir tasarlamak.

Yeni malzemeler geliştirmek.

Ve tüketim modelini değiştirmek.

Bu son başlık, PepsiCo’nun sürdürülebilirlik hikâyesindeki en iddialı adımlardan birine dönüştü:

yeniden kullanım.

2022: PepsiCo “tek kullanımlık” modeli değiştirmeye çalıştı

Aralık 2022’de PepsiCo önemli bir hedef açıkladı:

2030 yılına kadar sattığı içeceklerin yüzde 20’sini yeniden kullanılabilir modeller üzerinden tüketiciye ulaştırmak.

Şirket o tarihte bunun için dört temel alan belirledi:

SodaStream.

Yeniden doldurulabilir PET ve cam şişeler.

Yeniden kullanılabilir bardaklar.

Toz ve konsantre ürünler.

PepsiCo, SodaStream’in yaygınlaşmasıyla 2030 yılına kadar 200 milyardan fazla tek kullanımlık plastik şişenin kullanımının önlenebileceğini öne sürüyordu.

Bu önemliydi.

Çünkü plastik krizinin çözümü yalnızca “daha iyi plastik” üretmek değildi.

Asıl soru şuydu:

Her tüketimde yeni bir ambalaj üretmek zorunda mıyız?

PepsiCo bir dönem bu soruya “hayır” cevabını vermeye çalıştı.

Ancak birkaç yıl sonra bu hedef sürdürülebilirlik stratejisinin merkezinden çıktı.

2023: Yüzde 10 geri dönüştürülmüş içerik

PepsiCo’nun 2023 verileri, dönüşümün devam ettiğini gösteriyordu.

Şirket plastik ambalajlarında yüzde 10 geri dönüştürülmüş içerik kullandığını bildirdi. Ayrıca 30’dan fazla pazarda en az bir ürünün yüzde 100 rPET ambalajla satıldığını açıkladı.

Fakat aynı zamanda şirketin karşı karşıya olduğu temel problem de görünür hale geliyordu:

Geri dönüştürülmüş plastik yeterince yoktu.

Geri dönüştürülmüş gıda sınıfı plastik pahalıydı.

Toplama altyapısı ülkeden ülkeye değişiyordu.

Bazı ülkelerde gıda ambalajında rPET kullanımına izin verilmiyordu.

Esnek ambalajlarda ise problem daha da büyüktü.

Çünkü cips paketleri gibi çok katmanlı esnek ambalajların önemli bölümü mevcut geri dönüşüm sistemlerinde kolayca işlenemiyordu.

2024: Plastik kullanımı azalıyor, fakat hedefler hâlâ zor

2024 yılında PepsiCo’nun birincil plastik ambalajlarında işlenmemiş plastik kullanımı bir önceki yıla göre yüzde 5 azaldı.

Geri dönüştürülmüş plastik oranı ise yüzde 15’e yükseldi.

Ambalajların yüzde 93’ü geri dönüştürülebilir, yeniden kullanılabilir veya kompostlanabilir şekilde tasarlanmıştı.

Bunlar küçümsenecek rakamlar değil.

Ancak sürdürülebilirlik hikâyesinin diğer tarafında önemli bir gerçek vardı:

PepsiCo’nun plastik ambalaj portföyünde esnek ambalajlar hâlâ önemli bir yer tutuyordu.

2025’te hissedarlar tarafından gündeme getirilen bir öneride PepsiCo ambalajlarının yüzde 18’den fazlasının esnek ambalajlardan oluştuğu ve özellikle ABD’de bu ambalajların önemli bir bölümünün geleneksel geri dönüşüm sistemlerinde işlenemediği savunuldu.

Burada sürdürülebilirlik açısından kritik ayrım ortaya çıkıyor:

Bir ambalajın “geri dönüştürülebilir olarak tasarlanması” ile gerçekten toplanıp geri dönüştürülmesi aynı şey değil.

PepsiCo’nun 2025’te yaptığı hedef değişikliğinin en önemli ayrıntılarından biri de tam olarak bu noktada ortaya çıkıyor.

2025: PepsiCo hedeflerini yeniden yazdı

22 Mayıs 2025 PepsiCo için bir dönüm noktası oldu.

Şirket ambalaj, iklim, su ve tarım hedeflerini yeniden düzenledi.

Ambalaj tarafındaki değişiklikler oldukça dikkat çekiciydi.

Eskiden:

2030’a kadar işlenmemiş plastiği 2020 bazına göre yüzde 20 azaltmak.

Yeni hedef:

Kilitleştirilmiş ana ambalaj pazarlarında birincil plastik ambalajdaki işlenmemiş plastik tonajını 2030’a kadar her yıl ortalama yüzde 2 azaltmak.

Eskiden:

2030’a kadar plastik ambalajlarda yüzde 50 geri dönüştürülmüş içerik.

Yeni hedef:

2035 veya daha önce plastik ambalajlarda yüzde 40 veya daha fazla geri dönüştürülmüş içerik.

Eskiden:

2025’e kadar ambalajların yüzde 100’ünü geri dönüştürülebilir, kompostlanabilir, biyobozunur veya yeniden kullanılabilir tasarlamak.

Yeni hedef:

2030’a kadar ana pazarlarda birincil ve ikincil ambalajların yüzde 97 veya daha fazlasını yeniden kullanılabilir, geri dönüştürülebilir veya kompostlanabilir olarak tasarlamak.

Ve en dikkat çekici değişikliklerden biri:

Yüzde 20 yeniden kullanılabilir içecek servisi hedefi kaldırıldı.

PepsiCo yeniden kullanımı tamamen terk ettiğini söylemiyor; ancak bağımsız bir yeniden kullanım hedefini sonlandırıp konuyu daha geniş RRC — yeniden kullanılabilir, geri dönüştürülebilir veya kompostlanabilir — tasarım hedefinin içine alıyor.

İşte PepsiCo’nun sürdürülebilirlik hikâyesindeki en kritik kırılma noktası burada.

Hedef küçüldü mü, strateji mi olgunlaştı?

PepsiCo bu değişikliği geri adım olarak değil, daha gerçekçi ve uygulanabilir bir sürdürülebilirlik stratejisi olarak tanımlıyor.

Şirket hedeflerini; geri dönüşüm altyapısındaki eksiklikler, ülkeler arasındaki mevzuat farklılıkları, geri dönüştürülmüş plastik arzının yetersizliği ve şirketin büyümesi gibi dış koşulları dikkate alarak yeniden düzenlediğini söylüyor.

Bu argümanda gerçeklik payı var.

Örneğin PepsiCo’nun kendi açıklamasına göre bazı büyük pazarlarda gıda sınıfı ambalajlarda geri dönüştürülmüş plastik kullanımına ilişkin düzenleyici engeller bulunuyor.

Dolayısıyla bir şirketin “yüzde 50 geri dönüştürülmüş plastik kullanacağım” demesi, piyasada yeterli miktarda güvenli ve gıda sınıfı geri dönüştürülmüş plastik olduğu anlamına gelmiyor.

Fakat başka bir açı da var.

Bir şirket hedefini yüzde 50’den yüzde 40’a indiriyor ve hedef tarihini 2030’dan 2035’e taşıyorsa, tüketicinin ve yatırımcının şu soruyu sorması son derece meşru:

Hedef neden değişti?

2025: Rakamlar iyileşiyor

Şimdi PepsiCo’nun 2025 performansına bakalım.

Şirketin plastik kullanımı yaklaşık 2 milyon metrik tona geriledi.

Birincil plastik ambalajlarda işlenmemiş plastik kullanımı 2024’e göre yaklaşık yüzde 6 azaldı.

Geri dönüştürülmüş plastik oranı ise yüzde 18’e çıktı.

Bu, 2024’teki yüzde 15 seviyesinden önemli bir ilerleme.

Ayrıca PepsiCo, Kuzey Amerika’da Gatorade ve Lipton şişelerini hafifleterek yaklaşık 3.175 metrik ton plastik kullanımını önlediğini bildiriyor.

Avustralya’da bazı cips çoklu paketlerinin plastik dış ambalajını kartona dönüştürdü.

Bazı pazarlarda ise tek malzemeli ambalajlara ve elyaf bazlı alternatiflere yöneldi.

Bunlar “sürdürülebilirlik iletişimi” olmaktan çıkıp üretim hattında gerçekleşen fiziksel değişimler olduğu için önemli.

Çünkü ambalaj sürdürülebilirliğinin gerçek testi reklam filmi değil:

Kaç ton malzeme kullanılmadı?

Kaç ton işlenmemiş plastik üretimden çıkarıldı?

Kaç ton geri dönüştürülmüş malzeme sisteme girdi?

Kaç ambalaj gerçekten yeniden kullanıldı veya geri dönüştürüldü?

PepsiCo’nun önemli bir yatırımı: rPET

Bu dönüşümün ekonomik boyutu da var.

PepsiCo, 2022 yılında çıkardığı 1,25 milyar dolarlık yeşil tahvilin gelirlerinden 742 milyon dolarını sürdürülebilir plastik ve ambalaj yatırımlarına, özellikle rPET tedarikine yönlendirdiğini açıkladı.

Şirket bu yatırımlar sayesinde 630 bin metrik tondan fazla sera gazı emisyonunun, işlenmemiş plastik kullanımına kıyasla önlendiğini bildiriyor.

Bu veri önemli bir başka gerçeği gösteriyor:

Döngüsel ekonomi yalnızca çevre politikası değil, aynı zamanda büyük bir hammadde piyasası.

Geri dönüştürülmüş PET artık yalnızca “atık yönetimi” konusu değil.

Bir şirketin gelecekteki ambalaj hammaddesi.

Dolayısıyla PepsiCo’nun sürdürülebilirlik yatırımları aynı zamanda yeni bir tedarik zinciri kurma yatırımı olarak okunmalı.

Ama plastik ambalajın en zor sorusu hâlâ masada

PepsiCo’nun sürdürülebilirlik hikâyesindeki en zor başlık ise hâlâ esnek ambalajlar.

PET şişenin geri dönüştürülmesi ile çok katmanlı bir cips paketinin geri dönüştürülmesi aynı şey değil.

Bir şişe için altyapı kurmak nispeten daha kolay.

Ancak ince, çok katmanlı, farklı polimerleri bir arada kullanan esnek ambalajlarda toplama, ayrıştırma ve ekonomik geri dönüşüm çok daha zor.

Bu nedenle “ambalajın geri dönüştürülebilir tasarlanması” ile “ambalajın fiilen geri dönüştürülmesi” arasındaki fark PepsiCo için de kritik.

Nitekim şirket kendi sürdürülebilirlik raporlarında yetersiz altyapının ve düşük geri dönüşüm oranlarının önemli bir sorun olduğunu kabul ediyor. Esnek film ambalajlarda döngüselliği sağlamak için teknoloji ve altyapı yatırımlarına ihtiyaç olduğunu belirtiyor.

PepsiCo’nun sürdürülebilirlik hikâyesini üç döneme ayırabiliriz

PepsiCo’nun son sekiz yıllık ambalaj yolculuğuna baktığımızda üç farklı dönem görüyoruz.

Birinci dönem: “Daha fazla geri dönüştürülmüş plastik.”

2018’de yüzde 25 geri dönüştürülmüş içerik hedefi.

2025 hedefi.

rPET yatırımları.

Geri dönüşüm altyapısı.

İkinci dönem: “Plastiği yeniden düşünmek.”

SodaStream.

Yeniden doldurulabilir şişeler.

Yeniden kullanılabilir bardaklar.

Konsantre ve toz ürünler.

2030’da içeceklerin yüzde 20’sinin yeniden kullanılabilir modellerle sunulması hedefi.

Üçüncü dönem: “Ölçülebilir ve odaklanmış ambalaj dönüşümü.”

2025’te hedeflerin yeniden yazılması.

İşlenmemiş plastik tonajında yıllık ortalama yüzde 2 azaltım.

2035 veya daha önce yüzde 40 geri dönüştürülmüş içerik.

2030’da yüzde 97 RRC tasarım hedefi.

Ve bağımsız yeniden kullanım hedefinin kaldırılması.

Bu üçüncü dönem, PepsiCo’nun daha pragmatik bir sürdürülebilirlik yaklaşımına geçtiğini gösteriyor.

Ancak aynı zamanda sürdürülebilirlik hedeflerinin nasıl değerlendirileceğine ilişkin yeni bir tartışma da başlatıyor.

Asıl başarı: Daha az plastik mi, daha iyi plastik mi?

PepsiCo’nun 2025 verilerindeki en olumlu gelişme, geri dönüştürülmüş içerik oranının yüzde 18’e çıkması.

Fakat daha büyük başarı, plastik kullanımının mutlak olarak azaltılması olacaktır.

Çünkü geri dönüştürülmüş plastik kullanmak önemlidir.

Ama geri dönüştürülmüş plastik de üretim, toplama, taşıma ve yeniden işleme gerektirir.

Döngüsel ekonominin en üst basamağı ise atığı geri dönüştürmek değil, atığın hiç oluşmamasını sağlamak.

Bu nedenle PepsiCo’nun 2022’de açıkladığı yeniden kullanım hedefi bu açıdan stratejik olarak önemliydi.

2025’te bu hedefin kaldırılması ise sürdürülebilirlik hikâyesinin en fazla tartışılabilecek bölümlerinden biri.

Çünkü bir şirketin ambalajını yüzde 40 geri dönüştürülmüş plastik yapmak, tek kullanımlık ambalaj modelini değiştirmekten farklı bir şey.

Birincisi malzemeyi değiştiriyor.

İkincisi sistemi değiştiriyor.

Sürdürülebilirlikte yeni dönem: “Hedef ne kadar büyük?” değil, “Hedef ne kadar gerçek?”

PepsiCo örneği küresel şirketlerin sürdürülebilirlik yolculuğunda yeni bir döneme girildiğini gösteriyor.

Artık yalnızca büyük hedefler açıklamak yeterli değil.

Hedefin kapsamı.

Baz yılı.

Ölçüm yöntemi.

Hangi ambalajların dahil olduğu.

Hangi ülkelerin kapsandığı.

Geri dönüştürülebilirliğin “tasarım” mı yoksa “fiili geri dönüşüm” mü olduğu.

Yeniden kullanımın gerçekten ne kadar yaygınlaştığı.

Ve hedeflerin neden değiştirildiği.

Bütün bunlar birlikte değerlendirilmek zorunda.

PepsiCo’nun yeni hedefleri önemli.

Çünkü şirket 2025 yılında birincil plastik ambalajlarında işlenmemiş plastik kullanımını azaltırken geri dönüştürülmüş içeriği artırmayı başardı.

Ancak aynı zamanda 2018’de yüzde 25 geri dönüştürülmüş içerik hedefiyle başlayan yolculuk, bugün yüzde 40 hedefi için 2035’e uzanmış durumda.

2030 için yüzde 50 hedefinden yüzde 40’a düşülmüş durumda.

Yüzde 20 yeniden kullanılabilir içecek hedefi kaldırılmış durumda.

Yüzde 100 ambalaj hedefi yüzde 97’ye çekilmiş durumda.

Dolayısıyla PepsiCo’nun hikâyesini ne yalnızca bir başarı hikâyesi ne de başarısızlık hikâyesi olarak okumak doğru.

Daha doğru tanım şu olabilir:

PepsiCo sürdürülebilir ambalaj hedeflerinden vazgeçmiyor; fakat hedeflerin şeklini değiştiriyor.

Şirket artık “her şeyi değiştireceğiz” söyleminden daha ölçülebilir, daha dar kapsamlı ve operasyonel hedeflere geçiyor.

Bu dönüşümün gerçek başarısı ise 2030 ve 2035’te belli olacak.

Çünkü sürdürülebilirliğin nihai sınavı hedef açıklamak değil:

Milyonlarca tonluk plastik ekonomisini gerçekten küçültebilmek.

Ve belki de PepsiCo için en önemli soru hâlâ aynı:

Bir sonraki Pepsi şişesi ne kadar geri dönüştürülmüş olacak değil; o şişeye gerçekten ihtiyacımız olacak mı?

PepsiCo’nun kendi sürdürülebilir ambalaj vizyonu “ambalajın asla atığa dönüşmediği bir dünya” yaratmak üzerine kurulu.

Bu vizyonun gerçek karşılığı, yalnızca daha iyi bir plastik şişe değil; daha az plastik, daha uzun ömürlü ambalaj, daha güçlü geri dönüşüm altyapısı ve mümkün olduğunda ambalajsız ya da yeniden kullanılabilir tüketim modelleri.

PepsiCo’nun önündeki asıl sürdürülebilirlik sınavı da tam burada başlıyor.

REKLAM ALANI