Dolar 43,3630
Euro 51,1968
Altın 6.942,87
BİST 12.992,71
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 11°C
Hafif Yağmurlu
Bursa
11°C
Hafif Yağmurlu
Cts 14°C
Paz 18°C
Pts 16°C
Sal 15°C

Orman Topraktan Başlar

23 Ocak 2026 10:00
A+
A-

İklim krizini konuşurken gözümüzü hep gökyüzüne dikiyoruz. Karbon, emisyon, atmosfer… Oysa yeni bir bilimsel çalışma, asıl cevabın ayaklarımızın altında olduğunu hatırlatıyor. Toprakta.

Leeds Üniversitesi öncülüğünde yürütülen ve Orta Amerika’daki tropikal ormanları 20 yıl boyunca izleyen araştırma çok net bir şey söylüyor:
Toprağında yeterli azot olan ormanlar, ormansızlaşmadan sonra iki kat daha hızlı toparlanıyor.

İki kat. Bu bir detay değil, stratejik bir fark.

Bilim insanları 76 farklı orman alanını yıllar boyunca takip ediyor. Kimine azot veriliyor, kimine fosfor, kimine her ikisi, kimine hiçbiri. Sonuç şaşırtıcı değil ama çarpıcı: Asıl farkı yaratan fosfor değil, azot. İlk 10 yılda, azotu olan ormanlar adeta yeniden ayağa kalkıyor. Azotu olmayanlar ise sürünüyor.

Burada kritik olan şu: Daha hızlı büyüyen orman, daha fazla karbon yakalıyor. Yani mesele sadece ağaç değil, iklim meselesi. Araştırmaya göre, azot kıtlığı yüzünden genç tropikal ormanlar her yıl yaklaşık 690 milyon ton CO₂’yi tutamıyor. Bu rakam, İngiltere’nin iki yıllık toplam emisyonuna denk geliyor.

Araştırmacılar özellikle altını çiziyor: Kimyasal gübre çözüm değil. Çünkü gübre, azot oksit gibi güçlü sera gazlarını da beraberinde getiriyor. Yani bir sorunu çözerken başka bir iklim sorununu büyütüyor.

Çözüm daha basit, daha akıllı ve daha doğayla uyumlu.
Baklagil ailesinden ağaçlar.
Toprağa kendi kendine azot kazandıran türler.
Ya da zaten hava kirliliği nedeniyle azot yükü artmış bölgelerde yeniden ormanlaştırma.

Bu, “her yere ağaç dikelim” kolaycılığı değil.
Bu, “doğru yere, doğru ağaçla, doğru toprak bilgisiyle” yaklaşımı.

Çalışmanın COP30’dan hemen sonra yayımlanması da tesadüf değil. Tropikal Ormanları Sonsuza Dek Koruma Fonu konuşulurken, bilim bize şunu hatırlatıyor: Ormanı korumak kadar, nasıl restore ettiğin de önemli.

Ormansızlaştırmayı durdurmak elbette birinci öncelik. Ama tahrip edilmiş alanlarda, toprağı yok sayarak yapılan her ağaçlandırma eksik kalıyor. Hatta zaman kaybına dönüşüyor.

İklim politikaları artık romantik sloganlarla değil, toprak analizleriyle yazılmak zorunda. Çünkü karbon hesapları gökyüzünde değil, köklerde başlıyor.

Velhasıl, orman yukarıdan yeşermez, aşağıdan başlar. Toprağın kimyasını anlamadan iklimi kurtaramayız. Doğayı hızlandırmak istiyorsak, önce onu dinlememiz gerekiyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.