Dolar 43,1445
Euro 50,2292
Altın 6.245,71
BİST 12.200,95
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 6°C
Açık
Bursa
6°C
Açık
Cts 15°C
Paz 10°C
Pts 3°C
Sal 3°C

Berlin’de Yok Satacak Hazine Keles’te Yatıyor: Bu Ayıp Kime Yazar?

8 Ocak 2026 09:55
A+
A-

Geçen gün şehirden kaçıp biraz nefes alayım dedim, dağ yoluna doğru yola koyuldum. Hani o virajlı yollarda giderken insanın içi açılır ya, işte öyle bir hevesle kendimi dağ köylerinden birinde, bir kadın kooperatifinin kapısında buldum. İçeri girer girmez burnuma o özlediğimiz, çocukluğumuzun bayram sabahlarında duyduğumuz o has koku çarptı.

Önüme bir salça koydular, rengi kan kırmızısı. Bir erişte kesmişler, market raflarındaki o naylon kokulu makarnalara bin basar. Hepsi el emeği, hepsi göz nuru. Tattım, lezzet muazzam. İçinde katkı maddesi yok, koruyucu yok, hile hurda yok. Tamamen alın teri. Ama sonra teyzelerle, ablalarla oturdum iki lafın belini kırdım, o gülen yüzlerindeki gölgeyi gördüm.

En büyük dertleri üretmek değil, satmak. Sabahın köründe kalkıp tarlaya gidiyorlar, odun ateşinde kazan kaynatıyorlar ama ellerindeki o altın değerindeki ürünü köy meydanından öteye geçiremiyorlar. Yılda bir iki kermes olacak, belediye lütfedip yer gösterecek de üç beş kavanoz satacaklar diye bekliyorlar. Vallahi içim acıdı.

Dünya şu an neyin peşinde biliyor musunuz? Temiz gıdanın. Avrupa’da, Amerika’da insanlar böyle ilaçsız, hormonsuz, gerçek gıdaya ulaşmak için servet ödüyor. Berlin’deki Hans, Londra’daki George sabah kahvaltısında o senin beğenmeyip pazarlık yaptığın reçeli bulsa, gramına Euro döker. Bizim ülkemizin üreten kadınları ise elindeki cevheri nasıl paraya çevireceğini bilmiyor.

Suç onlarda değil, suç bu vizyonu onlara götürmeyenlerde. Şehirde markalaşma, dijitalleşme diye süslü salonlarda toplantı yapan ticaret odaları, STK’lar, yerel yöneticiler nerede? Bu kadınlara e-ticareti kim öğretecek? O kavanozun üzerine şık bir etiket yapıştırmayı, vakumlu ambalajı, kargolama sistemini kim kuracak?

Asıl kalkınma fabrikaların bacasından önce o köy evlerinin mutfağında başlar. Eğer biz Keles’in dağ köyündeki Ayşe Teyze’nin salçasını, şık bir kavanozda internet üzerinden Paris’e satamıyorsak, Bursa sanayi devi olmuş ne yazar? Teknoloji dediğin sadece robot yapmak değil, o teknolojiyi üreten kadının hizmetine sunmaktır.

Bu kadınların eksiği çalışkanlık değil, sadece biraz yol göstericilik. Onlara Instagram’da nasıl satış yapılacağını, ürünün hikayesini nasıl anlatacaklarını öğretmemiz lazım. O salça sadece domates değil, o dağların havası, o kadının emeği, o toprağın bereketidir. İşte satılması gereken hikaye bu.

Bursa’nın yerel yöneticilerine ve iş dünyasına sesleniyorum; kermeslerde fotoğraf çektirip gitmekle bu işler olmuyor. Kurun şu kadınlara profesyonel bir e-ticaret altyapısı, verin lojistik desteğini, öğretin markalaşmayı. Bakın o zaman Bursa’nın kırsalı nasıl kalkınıyor, o köyler nasıl şenleniyor.

Toprağa küsmeyen, inatla üreten bu kadınlara sahip çıkmak, sadece bir vefa borcu değil, bu şehrin geleceği için en büyük yatırımdır. Unutmayın, o nasırlı elleri tutup dünyaya açmak hepimizin boynunun borcudur.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.