Mudanya’dan Lozan’a: Zafer Masada Tamamlandı
Geçtiğimiz hafta Lozan Barış Antlaşması’nın 102’nci yılını geride bıraktık. 24 Temmuz 1923’te atılan imzalar, savaş meydanlarında kazanılan bağımsızlığı dünya önünde tescilledi. Türk milleti artık kendisine dayatılan bir geleceğin değil, kendi iradesiyle kurduğu devletin sahibiydi.
Lozan’a giden yolun önemli duraklarından biri Bursa’nın Mudanya ilçesidir. Büyük Taarruz’un ardından 11 Ekim 1922’de imzalanan Mudanya Mütarekesi, silahlı mücadeleyi diplomasi masasına taşıdı. Doğu Trakya’nın savaşılmadan geri alınmasının ve barış görüşmelerinin önünü açtı.
Mudanya’daki müzakereleri yöneten İsmet Paşa, cephede kazanan Türkiye’nin masada da eşit muamele görmesi gerektiğini savundu. Aynı kararlılığı Lozan görüşmelerinde de sürdürdü. Karşısında dönemin büyük devletleri, arkasında ise bağımsızlık için ağır bedeller ödemiş Türk milleti vardı.
Lozan, Türkiye’nin uluslararası alanda bağımsız ve egemen bir devlet olarak tanınmasını sağladı. Kapitülasyonlar kaldırıldı, yeni devletin sınırları ve hukuki statüsü büyük ölçüde belirlendi. Cumhuriyet’in ilanına giden yol, diplomatik güvenceye kavuştu.
Bu antlaşmayı yalnızca imzalandığı gün üzerinden okumak eksiktir. Lozan’ın arkasında Sakarya’da, Dumlupınar’da ve Anadolu’nun her köşesinde verilen büyük bir mücadele bulunur. Masadaki kalemi güçlü kılan, cephede dökülen kandır.
Bursa’nın Lozan tarihindeki yeri bu nedenle özeldir. Mudanya Mütareke Evi yalnızca geçmişten kalan bir bina değil, savaşın barışa dönüştüğü tarihî bir hafıza mekânıdır. Bu mirası genç kuşaklara anlatmak Bursa’nın ve Türkiye’nin ortak sorumluluğudur.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü olmak üzere Millî Mücadele’nin bütün kahramanlarını saygıyla anıyorum. Mudanya’da başlayan diplomasi yolu Lozan’da bağımsız Türkiye’nin belgesine dönüştü. O belgeyi korumanın yolu, Cumhuriyet’e, millî egemenliğe ve devletimizin bağımsızlığına kararlılıkla sahip çıkmaktır.