Kırk Yıllık Hafıza: BAL-GÖÇ Sadece Bir Dernek Değildir
Bursa’nın sokaklarında Balkanlar’dan taşınmış binlerce hayatın izi vardır. Bir evde Deliorman’ın, başka bir mahallede Kırcaali’nin, Filibe’nin veya Şumnu’nun hatırası yaşar. Bu şehir, göçmenlerin yalnızca yerleştiği değil; acılarını emeğe, hasretlerini yeni bir hayata dönüştürdüğü büyük bir Balkan şehridir.
Bulgaristan Türkleri 1980’li yıllarda ağır bir asimilasyon politikasıyla karşı karşıya kaldı. Türkçe konuşmaları ve inançlarını yaşamaları engellendi, isimleri zorla değiştirildi. 1989 yılında yüz binlerce soydaşımız doğdukları topraklardan koparılarak Türkiye’ye göç etmek zorunda bırakıldı.
BAL-GÖÇ, bu karanlık dönemin ortasında 17 Ocak 1985 tarihinde Bursa’da kuruldu. Kurucu Genel Başkan Mümin Gençoğlu’nun öncülüğünde yükselen hareket, Bulgaristan Türklerinin sesini Türkiye’ye ve dünyaya duyurdu. Bu nedenle BAL-GÖÇ’ün tarihi sıradan bir dernekçilik faaliyeti olarak okunamaz.
Aradan geçen kırk yılda BAL-GÖÇ, göçmenlerin haklarını savunan, kültürlerini yaşatan ve Balkanlarla Türkiye arasındaki bağı güçlendiren önemli bir kurum hâline geldi. Soydaşların vatandaşlık, ikamet ve sosyal güvenlik meselelerinden kültürel kimliklerine kadar pek çok konuda sorumluluk üstlendi. Bunu yaparken öfkeyi değil hukuku, ayrışmayı değil dayanışmayı öne çıkardı.
Bursa’nın sanayisinde, ticaretinde, eğitiminde ve sosyal hayatında Balkan göçmenlerinin büyük emeği bulunuyor. Yanlarında getirebildikleri en değerli sermaye çalışma disiplinleri, aile bağları ve vatan sevgileriydi. Kısa sürede kurdukları hayat, Türkiye’nin göçmenleri nasıl kucaklayabildiğinin güçlü örneklerinden biri oldu.
Bugün yeni kuşakların bu tarihi bilmesi gerekiyor. Balkan kültürünü yalnızca türkü, halk oyunu ve yöresel yemeklerden ibaret görmek büyük eksikliktir. Bu kültürün arkasında kimliğini korumak için bedel ödeyen insanların mücadelesi vardır.
BAL-GÖÇ’ün önümüzdeki dönemde gençlere, eğitime ve Türkiye ile Balkan ülkeleri arasındaki ekonomik ilişkilere daha fazla yönelmesi önemlidir. Geçmişin hatırasını korurken yeni ticaret, kültür ve eğitim köprüleri kurmak derneğin gücünü artıracaktır. Bursa’nın Balkan kimliği nostaljiye değil, geleceğe dönük bir iş birliği modeline dönüşmelidir.
Kırk yıl önce atılan o imza, bugün büyük bir toplumsal hafızayı taşıyor. Mümin Gençoğlu’nu ve bu mücadeleye emek verenleri saygıyla anmak, yalnızca geçmişe karşı bir vefa değildir. BAL-GÖÇ’e sahip çıkmak; kimliğe, insan haklarına, kardeşliğe ve Türkiye’nin Balkanlar’daki gönül bağlarına sahip çıkmaktır.