Dolar 46,8088
Euro 53,5617
Altın 6.277,78
BİST 14.417,91
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 31°C
Parçalı Bulutlu
Bursa
31°C
Parçalı Bulutlu
Cts 28°C
Paz 29°C
Pts 28°C
Sal 29°C

Kerbelanın hesabı görülmeden İslam Âlemi huzur bulmaz…!

25 Haziran 2026 00:33
A+
A-

Bugün İslam Dünyası yeniden kan gölüne döndü. Hem de öyle böyle değil. Düne kadar bir yanda gayri müslümler ve onlara destek veren sözde Müslümanlar, diğer yanda da eksikleri olsa da vatanlarını muhafaza etmeye çalışan Müslümanların savaşı vardı. İşte ABDnin Irak işgali, Afganistan, Libya ve diğer işgaller. İsrail’in Filistin’de uyguladığı zulüm. Bu misalleri çoğaltmak mümkün” diyen Aydın, özellikle; “Kerbelanın hesabı görülmeden İslam Âlemi huzur bulmaz…!” ifadelerine yer verdi.

Peki bugün ne değişti diye baktığımızda görülen çok daha vahim bir tablo var önümüzde. Artık gayri müslimler aradan çekildi, müslümanım diyen caniler müslümanı boğazlıyorlar. Hem de tekbir getirerek. Bakın aşağıda sizlerle paylaşacağım yazıyı bundan üç yıl evvel kaleme aldım. Dahası bu yazıyı yayınladığımızda bazı çevrelerden hayli tepki de almıştık. Ne demek Kerbela’nın hesabının görülmesi, kimden hesap soracağız” gibi eleştiriler almıştık.
Oysaki bizim söylediğimiz çok net. İslam Alemi Kerbela’nın hesabını görmek zorundadır. Hala daha sunilik adında Kerbela’da İmam Hüseyin Efendimiz ve yarenlerine karşı savaşan canileri haklı gösterme gayretleri yapılıyorsa, ninelerinin İngiliz bağışıyla yapılmış şalvarlarını başlarına sarık diye saran sözde mollalar Muaviye zalimine hazret deme yarışına tutuşurlarsa, Emevi dinsizliği din diye kabul görürse vs. demek ki Kerbela hala daha anlaşılmış değildir. Kerbela’nın hesabı görülmedi demektir. İşte o zaman İslam Aleminde daha çok kan dökülür diye de ikazda bulunmuştuk. Şimdi ne mi oldu, maalesef söylediklerimiz aynen vuku buldu. Dahası İŞİD diye mezarından hortlatılan Emevi süfyani ve harici karışımı ucube İslam dünyasını yerle bir ediyor. İsrail’in saklı köpekleri camileri, türbeleri, namusları ve tüm kutsalları yerle bir ediyor, fakat gören yok. Filistinde bir cami bombalanınca kıyameti koparan Emevi Müslümanları, İslam Alemindeki katliamı bir türlü görmek ve göstermek istemiyorlar.
Birileri çıkmış din adına katliam yapıyor, bazı sapkın tarikat ve mezhep temsilcileri de bunlara destek oluyor. Allah’tan insanlığa ışık tutan Prof. Dr. Haydar Baş ve ekibi var da en azından bazı kesimler ayıkmaya başladı. Elin Rus’u bile İslam âleminin suni şii diye bölünmek istendiğini anlıyor ve buna engel olmaya çalışıyor, bizim sarıklılar da bu fitneyi körüklüyorlar.
İŞİD terör örgütü tıpkı Yezidin ordusu gibi Müslüman kanına doymuyor, fakat sarıklı cübbeli şarlatanlar bunlar suni diye eleştiri dahi getiremiyorlar. Allah bunların şerrinden tüm insanlığı muhafaza eylesin. İmam Hüseyin Efendimize ve Ehl i Beyte kılıç çeken zalimler bunlar işte. Evet biz bunlara kılıç çekmeyeceğiz, lakin dini de bu zalimlerin eline bırakmayacağız. Artık İmam Mehdi ve taraftarları da er meydanında yerlerini aldılar. Kaim olan İmam elbette ki hem zaferi hem de savaşı kazanacaktır. Yazgı bu yöndedir. Şimdi size üç yıl evvel kaleme aldığımız o yazıyı sunuyorum. Allah kalemimizi Hakk’tan ve hakikatten ayırmasın…Hüseyni
İnsanlık tarihinin en kanlı ve en vahşi katliamlarının başında şüphe yok ki Hz. Peygamberin Ehl- i Beytine Kerbela’da reva görülen zülüm gelir.  Hazreti Peygamberin sağlığında öpmeye ve bakmaya doyamadığı mübarek torunları, O’nun ölümünden sonra yine kendi ümmeti tarafından katledildiler. Hazreti Osman (r.a)’ın şehit edilmesiyle başlayan fitne hareketleri sonrasında İslam Âleminde kan ve gözyaşı hiç dinmemiştir. Hazreti Ali’nin şehit edilmesi, İmam Hasan Efendimizin zehirlenmesi ve en nihayet Kerbela katliamı. Muaviye’nin ölürken İslam Emirliğini oğluna vermesiyle başlayan karanlık dönemde, saltanat dinin önüne geçmiş ve sınırlar aşılmıştı. Hak davadan bir nebze dahi geri durmayan İmam Hüseyin Efendimiz, doğal olarak zalim ve sapkın Yezit’e biat etmemiş ve onu halife olarak kabul etmemişti. Buna mukabil, ümmetin Peygamber Efendimizin ortaya koyduğu dini yaşamak isteyen kesimi Hazreti Peygamberin biricik evladı, Cennet gençlerinin efendisi İmam Hüseyin etrafında birleşmişti. Fakat din adına ölçü tanımayan Yezit’in elde ettiği saltanatı kaybetmeye niyeti olmadığı için İmam Hüseyin’in ya biatini ya da kellesini istiyordu. Netice itibariyle Kerbela’da yaşanan vahşet insanlık tarihine kara bir sayfa olarak geçmiştir.
Miladi 10 Ekim 680, Hicri 10 Muharrem 61 yılında cereyan eden bu olay sonrasında yer ve gök, Ehli Beyte reva görülen muameleye lanet etmektedir. Aşure gününe denk gelen bu vahşet insanlık tarihinin en karanlık ve talihsiz olayıdır. Kerbela’da Hazreti Peygamberin Ehline reva görülen vahşetten üzerimize vebal bulaşmamasını istiyorsak gönüllerimizi Kerbela olmaktan uzak tutmalıyız. Muharrem ayında yas tutmayı sadece Alevi inancı olarak gösterilmesi neticesinde bu vahşet yeterince camilerimizde işlenilmemektedir. Oysaki Türk Milleti Ehli Beyt aşığı bir millettir. Ali, Fatıma, Hasan, Hüseyin ve Aişe isimleri Türk milletinin çocuklarına reva gördüğü isimlerin başında gelir. Hamdolsun ki bu Yüce milletin hiçbir ferdi çocuğuna Muaviye ya da Yezit ismini vermemiştir. Bilakis Yezit ismi en ağır küfür olarak algılanmıştır. İktidar hırsı uğruna Hazreti Peygamberin aile efradını tarihin kaydetmediği bir vahşilikle katledenler, bunlara taraf olanlar ya da seyirci kalanlar elbette ki her iki dünyada da hak ettikleri cezayı bulacaklardır. Bize düşen vazife gönüllerimizi Kerbela olmaktan uzak tutmak, Ehli Beyt sevgisiyle cennet bahçesine döndürmektir. Dün Kerbela’da kurulan ihanet tuzağı, bu gün kurulmuyor mu? Bu gün de Yezit meşrep davrananlarımız yok mu? İktidar hırsı için, makam ve mevki için doğru olduğundan şüphe etmediğimiz, daha da vahimi Küfeliler gibi er meydanına davet edip, sırtından hançerlediğimiz yiğitler yok mu acaba? Tarih ders alınmadığı sürece tekerrür eder. Aman dikkat yarın Hazreti Peygamberin huzuruna gönül rahatlığıyla çıkmak istiyorsak, yeniden bir muhasebe edip, gönüllerimizi yoklayalım.
Şimdi Filistin’de, Irak’ta ve dünyanın pek çok yerinde Müslümanlara reva görülen zulme rıza göstermeye imkan yok elbette. Fakat bir gerçeği de görmezlikten gelemeyiz. Dün Kerbelada Hazreti Peygamberin ailesine reva görülen katliamlara duyarsız kalındığı sürece, İslam Alemindeki kanayan yarayı Hakk Tealaya şikayet etmeye yüzümüz olamaz. Hala daha utanmadan bazı imam Efendiler İşgal ettikleri kürsülerden O günün olaylarını tarihe bırakıp, kin tohumlarını bu güne taşımamamız lazım” diyebiliyor ve hiçbir Müslüman buna karşı gelmiyorsa, kimse yalan yere Gazze gözyaşları dökmesin.
İslam aleminin, ibadet aşkıyla kadın çocuk demeden Müslüman avına çıkan İsrail ordusuna kusur bulmasının bir manası yok. İsrail, batıl da olsa dini inancının gereğini yapıyor. Muharref Tevrat’ta “onların her şeylerini tamamen yok et. Onları esirgeme, erkekten kadına, çocuktan emzikte olana, öküzünden koyununa, deveden eşeğe kadar hepsini öldür. (Tevrat; 1. Samuel bölümü Ayet 3 sayfa 286)” şimdi İsrail’i telin mitingleri yapanların ellerini vicdanlarına koyup, önce Kerbela olayında Muaviye ve Yeziti ne kadar telin ettiklerine, sonra Dinler Arası Diyalog safsatalarıyla, Müslüman Türk milletine Yahudi ve Hıristiyan sevdası aşılamaya çalışan Fetullah Gülen hareketine ne kadar himmet ve destek verdiklerine bakmaları gerekmez mi. Ya da Sayın Başbakanın Yahudi karşıtlığının bir sapkınlık olduğu yönündeki sözlerine ne tür bir tepki verdiklerine bakmaları gerekmektedir. Şu bir hakikat ki Kerbelanın hesabı görülmeden Filistin’in ve de İslam Aleminin yaşadığı zulmün hesabı sorulamaz.
Ey hak Allah’tan yardım isteniyorsa ki tek münacat kapımız orasıdır. Öyleyse gelin hep birlikte Hazreti Peygamberimizin Mübarek nesline, İslam’ın batmayan güneşlerine karşı tamamen siyasi ve makam hırsıyla yapılan zulme karşı tavrımızı netleştirelim. Kerbela da olanları net bir şekilde muhasebe edelim ve gereğini yerine getirelim. Önce Hazreti Peygambere karşı vefa ve iman borcumuzu ödeyelim, sonra şefaat dileyelim. Bakın Allah celle celaluhu Kuran-ı Azimüşşanda ne buyuruyor; “İşte Allah’ın, iman eden ve iyi işler yapan kullarına müjdelediği nimet budur. Deki: Ben buna karşılık sizden Ehli Beytimin sevgisinden başka bir ücret istemiyorum. Kim bir iyilik işlerse onun sevabını fazlasıyla veririz. Şüphesiz Allah bağışlayan, şükrün karşılığını verendir.(şûrâ/23)” hazreti Peygamberin tebliğ ettiği İslam nuruyla aydınlananların Ehl-i Beyt sevgisiyle donanmaları şart ve zaruridir. Yezit zaliminin yaptıklarını siz tarihe havale ederseniz, birileri de Yahudilerin ibadet aşkıyla yaptıkları zulmü çok rahat tarihe ve sumenin altına havale eder.
Lanet olsun Yezit’e, yezit taraftarlarına. Lanet olsun İsrail’e ve İsrail’in zulmüne ortak olanlara. Selam olsun Ehl-i Beyte, selam olsun İmam Hüseyne ve Hüseyni olanlara…Allah Ehli Beytin sevgisinden, muhabbetinden, yolundan ve şefaatinden bizleri ayırmasın. Lütfen Kerbela olayını ve Ehli Beyt sevgisinin dindeki yerini sağlam kaynaklardan bir kez daha okuyalım. İrfan Aydın /Hüseyni İlk yayın tarihi: 2011

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.