Bursa Denize Sırtını Dönemez
Mudanya’da dün deniz şehitleri için suya bırakılan çelenk, yalnızca bir bayram töreninin parçası değildi. O çelenk, Türkiye’nin denizlerdeki bağımsızlık iradesini ve ekmeğini denizden kazanan binlerce emekçinin hatırasını taşıyordu.
1 Temmuz 1926’da yürürlüğe giren Kabotaj Kanunu ile Türkiye, kendi limanları arasındaki taşımacılık ve denizcilik faaliyetlerinde söz sahibi oldu. Cumhuriyet, kapitülasyonlarla yabancılara bırakılmış önemli bir ekonomik alanı millî egemenliğin kapsamına aldı. Aradan geçen 99 yıl, bu kararın ne kadar stratejik olduğunu gösterdi.
Bursa bir sanayi şehri olduğu kadar deniz şehridir. Mudanya’dan Gemlik’e uzanan kıyılar; ulaşım, turizm, balıkçılık, liman faaliyetleri ve ihracat bakımından şehrin dünyaya açılan kapısıdır. Bursa’nın kalkınma planlarında denizi ikinci sıraya bırakmak, önemli bir ekonomik imkânı görmezden gelmek anlamına gelir.
Ancak denizden kazanç bekleyen şehir, önce denizine sahip çıkmalıdır. Bursa Büyükşehir Belediyesinin Gemlik Körfezi’nde gerçekleştirdiği dip temizliği ve kıyılarda oluşturduğu çevre farkındalığı bu bakımdan değerlidir. Denizden çıkarılan plastikler, metaller ve günlük kullanım eşyaları, kirliliğin ne ölçüde insan eliyle üretildiğini bir kez daha göstermiştir.
Temiz kıyılar yalnızca yaz mevsiminin belediyecilik meselesi değildir. Arıtma altyapısı, düzenli denetim, kıyı planlaması ve çevre eğitimi birlikte yürütülmedikçe Marmara’yı korumak mümkün olmaz. Yerel yönetimler kadar sanayi kuruluşlarına ve vatandaşlara da ciddi sorumluluk düşmektedir.
Kabotaj Bayramı’nı gerçekten kutlamak istiyorsak denizlerimizi yalnızca törenlerde hatırlamamalıyız. Çünkü deniz bağımsızlıktır, berekettir, ticarettir ve gelecek nesillere bırakılacak büyük bir emanettir. Bursa ise bu emanete sırtını değil, yüzünü dönmelidir.