30 Ağustos: Bursa’ya Açılan Zafer Yolu
26 Ağustos 1922 sabahı Kocatepe’den yükselen top sesleri yalnızca bir taarruzun başlangıcı değildi. O ses, Anadolu’ya biçilen esaretin reddi ve Türk milletinin kendi kaderine yeniden el koymasıydı. Dört gün sonra kazanılan Başkomutanlık Meydan Muharebesi, tarihin yönünü değiştirdi.
Büyük Taarruz uzun ve sessiz bir hazırlığın sonucuydu. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, yarım hazırlıkla yapılacak bir harekâtın ağır bedelini biliyor; orduyu kesin sonuç alınacak güne hazırlıyordu. Askerî deha, milletin fedakârlığı ve Mehmetçiğin cesareti 30 Ağustos’ta büyük zaferle birleşti.
Bu zaferin Bursa için ayrı bir anlamı vardır. Bursa, 8 Temmuz 1920’de işgal edildiğinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin kürsüsü siyah örtüyle kaplanmıştı. O örtü, yalnızca matem değil, şehir kurtarılıncaya kadar sürdürülecek mücadelenin sembolüydü.
30 Ağustos’ta düşmanın ana kuvvetlerinin yenilmesiyle Bursa’ya uzanan kurtuluş yolu açıldı. Türk ordusunun ilerleyişi sonunda şehir, iki yıl, iki ay ve iki gün süren işgalin ardından 11 Eylül 1922’de özgürlüğüne kavuştu. Meclis kürsüsündeki siyah örtü kaldırılırken Bursa’nın esareti de tarihe gömüldü.
30 Ağustos’u yalnızca geçmişte kazanılmış bir savaş olarak görmek eksiktir. Bu zafer, bağımsızlığın hazır bulunmadığını; inanç, hazırlık, birlik ve fedakârlıkla kazanıldığını gösterir. Cumhuriyet’in sağlam temelleri de bu iradenin üzerinde yükselmiştir.
Bugün bizlere düşen görev, zaferin hatırasını törenlerle sınırlamamaktır. Ülkemizi üretimde, bilimde, eğitimde ve ekonomide güçlü tutmak bağımsızlık mücadelesinin bugünkü karşılığıdır. Çünkü vatanı korumak yalnızca sınırda değil, fabrikada, tarlada, okulda ve laboratuvarda da devam eder.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Büyük Taarruz’un bütün kahramanlarını rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun. Bu büyük zaferin açtığı yolda dalgalanan ay yıldızlı bayrağımızın altında nice yüzyıllar bir ve özgür yaşayalım.