SİZİN SOFRADA “TÜRK TADI” VAR MI?
Amerika kendi ürününü etiketliyor, çiftçisini önceleyen bir kampanyaya dönüştürüyor.
“Bu ürün Amerika’da doğdu, burada yetişti, burada işlendi. Satın alırken kendi çiftçini, kendi üreticini, kendi kırsalını desteklediğini bil.” ABD Tarım Bakanlığı’nın “Product of USA” yani “ABD Malı” girişimi zor zamanlarda çiftçiyi desteklemek için başlatılmış bir girişim. Et ve kümes hayvanı ürünlerinde, hayvanın ABD’de doğmuş, yetiştirilmiş, kesilmiş ve işlenmiş olmasını esas alan gönüllü bir etiketleme sistemi.
30 Ekim 2026’da ABD Tarım Bakanı Brooke Rollins, sekiz yeni şirketin daha bu etiketi benimsediğini açıkladı. ABD Tarım Bakanlığı verilerine göre, etiketin hedeflediği Amerikan protein pazarı yıllık 200 milyar doların üzerinde. ABD’de 1,2 milyondan fazla protein üreticisi bulunuyor. Hedef ABD’li çiftçiyi de ürünü de korumak, öncelemek.
Bizde de Tük Malı var dediğinizi duyuyorum. Mevzu ondan çok daha gelişmiş bir ambalaj sisteminde. Daha görünür, sosyal medya ile destekleniyor. Özellikle azr fazlası olan dönemlerde çiftçiyi desteklemek için halkın yerli ürün tüketmesini destekliyor.
Üstelik bu, yalnızca bir ambalaj tasarımı meselesi değil. USDA, yerli işleme kapasitesini güçlendirmek için 500 milyon dolarlık SPUR programını ve Amerikan et ve deniz ürünleri işleyicilerini destekleyen SPUR 2.0 kredi programını da devreye alıyor. Etiketin arkasında üretimden işlemeye, pazardan tüketiciye uzanan bir politika var. Amerika’nın yaptığı kendi ürününü tüketici için görünür, anlamlı ve tercih edilir hale getirmek.
Çiftçinin elinde kalan ürünü alalım, çiftçiye destek olalım
Bizde de neden böyle bir kampanya olmasın. Dalında kalan narenciye. Hasat edilmiş ama alıcısını bulamamış üzüm. Üreticinin maliyetini karşılamayan fiyatlar. Bir yıl boyunca emek verilmiş, su harcanmış, toprak işlenmiş, iklimin bütün riskleri göze alınmış hatta kamu kaynakalrıyla çiftçi desteklenmiş. Ürün henüz tüketiciye ulaşacağı ekonomik yolculuğu tamamlayamamış. Bu tabloyu yalnızca arz fazlası, piyasa koşulları ya da ihracat pazarlarının daralmasıyla açıklamak yeterli mi?
Türkiye’nin ürettiği ürünleri, Türkiye’nin tüketicisine yeniden anlatabiliyor muyuz?
Türketiciler olarak bizler çoğu zaman ürünün fiyatını konuşuyor, ürünün tarladan sofraya zorlu yolculuğunu unutuyoruz. “Tarım bitti, tarlada 5 markette 25 fenomenleriyle” tabaktaki yemeğin fiyatına odaklanıyor, çiftçinin ne yaşadığını algılayamıyoruz. Oysa şu anda çiftçinin bize ihtiyacı var. Bolluk yılı afet yılı oldu.
Yerli Malı Haftası’nı hatırlıyor musunuz?
Çocukluğumuzun Yerli Malı Haftası.
Sınıflara getirilen mandalinalar, portakallar, elmalar, fındıklar. Öğretmenimizin yerli üretimin önemini anlattığı, ülkemizin ürünlerini tanıdığımız o günler. Tüketici tercihleriyle üretimi de çiftçiyi de destekleyebilir.
Neden bugün, dijital dünyanın, küresel markaların ve tüketici davranışlarının değiştiği bir çağda, bu fikri yeniden tasarlamıyoruz? Türkiye’nin dünyaya Türk markalarını anlatan Turquality’si var. Peki, Türkiye’nin kendi ürününü kendi tüketicisine anlatan bir Türk Tadı neden olmasın
“Türk Tadı” Bir etiketten fazlası
Türkiye’nin dört bir yanında üretilen ürünlerin üzerinde ortak bir işaret
“TÜRK TADI”
Bu işaret, yalnızca ürünün Türkiye’de üretildiğini söyleyen bir etiket değil; Türkiye’nin üretim kültürünü, tarımsal çeşitliliğini ve gıda mirasını anlatan ortak bir kampanyanın sembolü olacak. Özellikle de bu günlerde çiftçinin elinde kalan ürünü almak için bir kampanyaya dönüştüreceğiz. Bu anlamda, çiftçinin elinde kalan ürünü, tüketicinin tercih ettiği ürüne dönüştürmek için yeni bir ulusal seferberlik başlatabiliriz.
TÜRK TADI’nda
Bir portakalın üzerinde Çukurova’nın hikâyesi.
Bir üzümün üzerinde Anadolu’nun binlerce yıllık bağcılık kültürü.
Bir fındığın üzerinde Karadeniz’in emeği.
Bir zeytinin üzerinde Akdeniz’in hafızası.
Bir domatesin üzerinde Anadolu’nun güneşi.
Bir ürünün üzerinde yalnızca menşe bilgisi değil, bir ülkenin tadı.
Velhasıl, gelin birkaç ay elektronik ürün almayı, modanın peşinde koşmayı, eve yeni bir koltuk almayı bırakıp zor zamanında çifçiyi destekleyip daha fazla sebze ve meyve yiyelim. Çiftçinin ağzının tadının bozulmasını engelleyelim.