Kalemin Bayramı, Hakikatin Sorumluluğu
Yarın 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı. Takvimler 1908’i gösterirken gazeteciler, yazdıklarını baskıdan önce denetleyen sansür memurlarını kapıdan çevirdi. Ertesi sabah gazeteler sansür süzgecinden geçirilmeden okuyucuyla buluştu.
Bursa’nın basın hafızası ise daha eskilere uzanıyor. Vilayet Matbaası’nda hazırlanan Hüdâvendigâr gazetesi, 1869 yılında yayın hayatına başladı. Aradan geçen 156 yılda kâğıt değişti, matbaa değişti, haberin okuyucuya ulaşma hızı baş döndürücü biçimde arttı; fakat gazetecinin sorumluluğu değişmedi.
Gazetecilik, duyduğunu yazmak değil; duyduğunu araştırmak, gördüğünü doğrulamak ve kamuoyuna karşı sorumluluğunu unutmamaktır. Bir insanın itibarı, siyasi çekişmelerin gürültüsüne ya da birkaç fazla tıklanma hesabına kurban edilemez. Haber hızlı olabilir, ancak hakikat aceleye getirilemez.
Eskiden sansürün bir memuru, masası ve kırmızı kalemi vardı. Günümüzde baskı kimi zaman ekonomik kaygı, kimi zaman sosyal medya kalabalığı, kimi zaman da haberden çok öfke arayan bir yayın anlayışı olarak karşımıza çıkıyor. Gazetecinin asıl imtihanı, bu görünmeyen baskılar karşısında kaleminin istikametini koruyabilmesidir.
Yerel basının yükü daha da ağırdır. Çünkü o kalem; vatandaşın geçemediği yolu, esnafın duyamadığı sesi, unutulmaya bırakılan kültürel mirası ve mahallenin görünmeyen derdini şehrin gündemine taşır. Bursa’nın güçlü bir yerel basına sahip olması, yalnızca gazeteciler için değil, Bursa’nın geleceği için de kıymetlidir.
Basın Bayramı, gazetecilere söylenen birkaç güzel cümleden ibaret kalmamalıdır. Mesleğini onuruyla sürdüren, haberini belgeye dayandıran, kişilik haklarını gözeten ve kamu yararını pusula kabul eden basın emekçilerinin çalışma şartları da korunmalıdır.
Çünkü kalemin gerçek bayramı, özgürce yazabildiği kadar vicdanla yazabildiği gündür. Bursa’nın 156 yıllık basın mirasına yakışan da budur: Şehre karşı sorumlu, devlete ve millete karşı duyarlı, hakikate karşı tavizsiz bir gazetecilik.