Dolar 48,0997
Euro 56,1291
Altın 7.171,10
BİST 14.356,12
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 32°C
Açık
Bursa
32°C
Açık
Çar 32°C
Per 32°C
Cum 28°C
Cts 26°C

Uludağ’da Takvim 2026’yı Gösteriyor, Turizm Hâlâ Kar Yağışını Bekliyor

2 Ocak 2026 08:51
A+
A-

Bursa yeni yıla şehir merkezinde yağmurla, Uludağ’da karla girdi. Kayak sezonu 29 Aralık’ta açıldı, yılbaşına saatler kala kar kalınlığı 50 santimetreye ulaştı ve pistler yeniden doldu. Otelcinin yüzü güldü, kayak odalarının kepenkleri açıldı, zirve aylar sonra beklediği hareketliliğe kavuştu. Fakat bu güzel manzara, Uludağ turizminin yıllardır çözülemeyen temel sorununu da bir kez daha gösterdi: Kar yağmazsa sistem çalışmıyor.

Uludağ, Türkiye’nin ilk ve en büyük kayak merkezlerinden biri olarak yaklaşık 8 bin 500 yatak kapasiteli 20 otel ile kamuya ait 7 misafirhaneyi barındırıyor. Yılbaşı döneminde doluluk oranlarının yüzde 100’e yaklaşması sektör adına sevindiricidir. Yolların, pistlerin ve tesislerin kalabalık olması Uludağ’a duyulan ilginin hâlâ güçlü olduğunu kanıtlıyor. Ancak birkaç günlük yoğunluğu yıllık turizm başarısı olarak görmek, zirvedeki sisi dağın tamamı sanmaktır.

Çünkü Uludağ’da ekonomi çoğu zaman gökyüzünden gelecek habere bağlıdır. Kar erken yağarsa sezon uzuyor, yağış gecikirse oteller ve esnaf haftalarca müşteri bekliyor. Uludağ Alan Başkanlığının 2025 yılı mali durum raporunda da doğal kar yağışındaki gecikmenin kış sezonunun geç açılmasına yol açtığı belirtilmişti. 2025-2026 sezonunun ancak aralık ayının son günlerinde başlayabilmesi bu kırılganlığın yeni örneğidir.

İklim değişirken eski turizm alışkanlıklarını sürdürmek mümkün değildir. Daha kısa ve düzensiz kış dönemleri yalnızca Uludağ’ın değil, dünyanın birçok kayak merkezinin karşı karşıya bulunduğu bir gerçektir. Her sorunu daha fazla yapay kar üreterek çözmeye çalışmak da doğru değildir; yapay karlama enerji, su ve altyapı isteyen pahalı bir sistemdir. Uludağ’ın su kaynakları ve hassas doğası hesaba katılmadan atılacak her adım, turizmi kurtarırken dağı yormak anlamına gelebilir.

Uludağ’ın en büyük avantajı yalnızca kar değildir. Dağ; ormanları, endemik bitkileri, buzul gölleri, yürüyüş rotaları, yaban hayatı ve eşsiz Bursa manzarasıyla yılın tamamında değer üretebilecek bir yapıya sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisinde paylaşılan bilgilere göre 13 bin hektarı aşan bölgede 1.320 bitki türü ve 17 farklı yaşam tipi bulunuyor. Bu zenginlik, otel yatak sayısından daha önemli ve daha hassas bir sermayedir.

Yıllardır “dört mevsim Uludağ” deniliyor. Çalıştaylar düzenleniyor, yürüyüş ve bisiklet rotaları açıklanıyor, planlar hazırlanıyor, yeni turizm modellerinden söz ediliyor. Buna rağmen Bursa’da yaşayan bir vatandaşa “Uludağ’da temmuz ayında ne yapılır?” diye sorduğunuzda alacağınız cevap hâlâ kış mevsimindeki kadar net değildir. Demek ki fikir var, fakat bu fikir henüz güçlü bir ürüne ve düzenli tanıtıma dönüşmemiştir.

Dört mevsim turizm, birkaç yürüyüş tabelası dikmek veya yaz aylarında tek bir festival düzenlemek değildir. Doğa yürüyüşü, dağ bisikleti, yüksek irtifa spor kampları, fotoğrafçılık, kuş gözlemi, sağlık ve dinlenme programları, çocuklara yönelik doğa eğitimleri ve bilimsel gözlem faaliyetleri aynı plan içinde ele alınmalıdır. Bursa’daki oteller, seyahat acenteleri, spor kulüpleri ve üniversiteler bu ürünleri paket hâline getirerek yerli ve yabancı ziyaretçiye sunmalıdır. Dağa çıkan insan yalnızca manzara görmemeli, planlanmış bir deneyim yaşamalıdır.

Uludağ turizminin başka bir sorunu erişilebilirliktir. Otellerdeki fiyatlar, kayak ekipmanı, ulaşım, yeme içme ve diğer hizmetler bir araya geldiğinde dağ geniş toplum kesimleri için giderek pahalı bir alana dönüşüyor. Elbette otellerin enerji, personel, bakım ve işletme maliyetleri yüksektir; kimse özel işletmeden zararına hizmet bekleyemez. Fakat Uludağ yalnızca yüksek gelir grubunun yılbaşı eğlencesine dönüşürse Bursa kendi dağından uzaklaşır.

Günübirlik ziyaretçiler için ekonomik ve şeffaf fiyatlı hizmet alanları oluşturulmalıdır. Kayak yapmayan ailelerin çocuklarıyla güvenli biçimde karla buluşabileceği bölgeler, uygun fiyatlı yeme içme noktaları, temiz tuvaletler, dinlenme alanları ve açık yönlendirme sistemi bulunmalıdır. Hangi hizmetin ne kadar olduğu daha dağa çıkmadan görülebilmelidir. Fiyat belirsizliği, turizmde pahalı olmaktan daha büyük bir güven sorunudur.

Ulaşım ve otopark da her yoğun dönemde yeniden karşımıza çıkıyor. Önceki sezonlarda araç kuyrukları, tur otobüslerinin park düzeni ve kar temizliği konusunda yaşanan sıkıntılar ziyaretçilerin şikâyetlerine konu olmuştu. Dağın sınırlı kapasitesine her hafta sonu daha fazla özel araç sokmak kalıcı çözüm değildir. Kentin uygun noktalarında aktarma alanları kurulmalı, toplu ulaşım ve teleferik seçenekleri hava koşullarına göre birbirini tamamlayan bir sistemle çalışmalıdır.

Uludağ Alan Başkanlığının kurulması, yıllardır farklı kurumlar arasında dağılan yetkilerin tek merkezde toplanması açısından önemli bir fırsattı. Alan planlarının hazırlanması kapsamında haritalama, çığ yükü analizleri, jeolojik etütler, endemik tür ve fauna çalışmalarının tamamlandığı açıklandı. 2026 Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda Uludağ Alan Planı’nın bu yıl içinde bitirilmesi hedefleniyor. Şimdi beklenti, planın yalnızca imar kararlarını değil, ziyaretçi kapasitesini, ulaşımı, çevre korumasını ve dört mevsim ekonomisini birlikte düzenlemesidir.

Burada tehlikeli bir yanılgıya düşmemek gerekir. Uludağ’ı geliştirmek, dağa daha fazla beton taşımak anlamına gelmez. Yeni tesisler, otoparklar ve ticari alanlar yapılırken bölgenin taşıma kapasitesi aşılırsa birkaç yıllık kazanç uğruna binlerce yıllık doğal miras tüketilir. Uludağ’ın ihtiyacı daha çok yapı değil, mevcut alanların daha düzenli, verimli ve çevreye duyarlı kullanılmasıdır.

Bursa şehir merkezi ile Uludağ arasında ekonomik bir bağ da kurulmalıdır. Zirveye gelen turistin önemli bir bölümü Hanlar Bölgesi’ni, Cumalıkızık’ı, termal tesisleri veya Bursa mutfağını görmeden şehirden ayrılıyor. Uludağ’da konaklayan ziyaretçiye iki günlük kayak paketinin yanında şehir turu, gastronomi rotası ve termal deneyim sunulmalıdır. Dağ ile şehir birbirinden ayrı iki turizm adası gibi çalıştıkça Bursa ziyaretçinin bırakabileceği gelirin önemli bölümünü kaçırır.

Uludağ’da yeni yılın ilk gününde görülen kalabalık umut vericidir. Otellerin dolması, esnafın kazanması ve pistlerin hareketlenmesi Bursa ekonomisi açısından değerlidir. Ancak turizm yönetimi kar yağdığında sevinen, yağmadığında bekleyen bir düzende devam edemez. Uludağ’ın geleceği meteoroloji tahminine değil, bilimsel planlamaya bağlanmalıdır.

Takvim 2026’yı gösteriyor. Bu yıl Uludağ için yıllardır tekrarlanan sözlerin uygulamaya dönüşeceği yıl olmalıdır. Doğayı koruyan alan planı, dört mevsime yayılan turizm ürünleri, erişilebilir hizmetler ve düzenli ulaşım sistemi aynı takvim içinde hayata geçirilmelidir. Kar Allah’ın bereketidir; fakat o bereketi kalıcı ekonomiye dönüştürmek insanın planına bağlıdır.

REKLAM ALANI