Dolar 43,3630
Euro 51,1968
Altın 6.942,87
BİST 12.992,71
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 11°C
Hafif Yağmurlu
Bursa
11°C
Hafif Yağmurlu
Cts 14°C
Paz 18°C
Pts 16°C
Sal 15°C

Aşırı Sıcak Arının Düşmanı

22 Ocak 2026 20:11
A+
A-

Bal arıları, doğanın en hassas mühendislerinden biri. Kovanın içini 34–36 derece arasında tutmak, yavruların sağlıklı gelişimi için hayati önemde. Normal şartlarda bunu kusursuzca başarırlar. Ancak artık “normal şartlar” diye bir şey kalmadı.

İklim felaketi insanlar kadar arıları da zorluyor. Chicago Üniversitesi kaynaklı yeni bir araştırma, aşırı sıcakların bal arılarının bu doğal soğutma sistemini zorlamadığını, doğrudan çökerttiğini ortaya koyuyor. Arizona’da 40 derecenin üzerine çıkan uzun süreli sıcak hava dalgalarında yapılan gözlemler, kovan içindeki sıcaklığın gün boyunca tehlikeli biçimde dalgalandığını gösteriyor. Yani kovan hâlâ ayakta, ama içerideki denge bozulmuş durumda.

Araştımaya göre, arılar ortalama sıcaklığı tutturabiliyor, ancak gün içi aşırı iniş çıkışlar yavrular için yıpratıcı oluyor. Kovanın merkezinde bile yavrular günde yaklaşık 3 saatini güvenli sıcaklık aralığının dışında geçiriyor. Kovanın kenarlarında ise bu süre 8 saate kadar çıkıyor. Bu, biyolojik olarak “alarm” demek.

Daha yüksek sıcaklık dalgalanmalarına maruz kalan kolonilerde nüfus azalıyor. Özellikle küçük koloniler, büyük kolonilere göre çok daha savunmasız. Çünkü kalabalık kovanlar, ısıyı paylaşarak daha istikrarlı bir mikroiklim oluşturabiliyor. Küçük kovanlar ise sıcakla baş başa kalıyor.

Bu sadece arıların meselesi değil. Arılar, küresel gıda sisteminin görünmez sigortasıdır. Tozlaşma olmadan tarım olmaz; tarım olmadan gıda güvenliği olmaz. İklim değişikliği, burada bir “gelecek senaryosu” değil, şimdiki zaman sorunu olarak karşımıza çıkıyor.

Çözüm basit, gölgelendirme, ek su kaynakları, daha iyi yalıtımlı kovanlar, kaliteli besin erişimi… Bunlar artık “iyi uygulama” değil, zorunlu önlem hâline geliyor. Çünkü artan nem, arıların buharlaşma yoluyla serinleme yeteneğini de zayıflatıyor. Yani sıcaklık yükselirken, arıların soğuma şansı azalıyor.
İklim krizinin etkileri çoğu zaman büyük başlıklarla konuşuluyor: buzullar, deniz seviyesi, kuraklık…

Oysa bazen mesele bir kovanın içinde, birkaç derecelik oynaklıkta gizli.
Velhasıl arı kovanı aşırı ısınıyorsa, mesele sadece bal değil. Mesele gıda, tarım ve insanın doğayla kurduğu dengenin ta kendisi. Arının dayanma sınırı, aslında bizim iklimle ne kadar hoyrat davrandığımızın sessiz göstergesi.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.