Yüksel Selçuk Türkoğlu’na Kritik Görev
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun takdir ve tensipleriyle, parti teşkilatlarında ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki çalışkanlığıyla dikkat çeken Yüksel Selçuk Türkoğlu, Sendikalar ve Sivil Toplum Kuruluşlarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirildi.
Bu kritik görevlendirme, İYİ Parti’nin emek dünyası, örgütlü toplum ve demokratik kitle yapılarıyla ilişkilerinde yeni ve güçlü bir sayfanın açıldığını gösteren stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor.
Siyasette yapıcı dili, uzlaştırıcı yaklaşımı ve sahaya dayalı mücadeleci kimliğiyle tanınan Türkoğlu’nun bu göreve getirilmesi, yalnızca parti içi bir atama olmanın ötesinde; sendikalar, meslek örgütleri, odalar ve sivil toplum yapılarıyla kurulacak ilişkilerde kapsayıcı ve sürdürülebilir bir vizyonun habercisi olarak görülüyor.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun bu görevlendirme ile verdiği mesaj açık ve nettir: Türkiye’nin içinde bulunduğu sosyal, ekonomik ve demokratik sorunlar, toplumun örgütlü yapılarıyla birlikte hareket edilmeden çözülemez. Sendikalar, dernekler, vakıflar ve platformlar; demokrasinin yükü değil, taşıyıcı kolonlarıdır.
Bu noktada Dervişoğlu’nun liderliğinde yapılan atama, aynı zamanda bir uyarı niteliği de taşımaktadır. Emek dünyasının, sivil toplumun ve gönüllü örgütlenmelerin yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanmasının kabul edilemez olduğu; bu yapıların karar alma süreçlerine doğrudan ve sürekli şekilde dahil edilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU: SAHADAN GELEN MASADA ETKİLİ BİR İSİM
Yüksel Selçuk Türkoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde verdiği soru önergeleri, yaptığı araştırma talepleri ve denetim mekanizmasını işleten ısrarlı tutumuyla dikkat çeken isimlerin başında geliyor. Sosyal güvenlikten işçi haklarına, sendikal baskılardan sivil toplum üzerindeki idari kısıtlamalara kadar pek çok başlıkta verdiği soru önergeleriyle zirvede yer alan Türkoğlu, yasama faaliyetlerinde muhalefetin etkinliğini artıran bir profil çizdi.
Türkoğlu’nun yeni görevinde de bu yüksek tempolu ve sonuç odaklı çalışma anlayışını sürdüreceği; sendikaların yapısal sorunlarını, STK’ların karşılaştığı hukuki ve idari engelleri yalnızca dinleyen değil, çözüm üreten bir siyaset diliyle ele alacağı ifade ediliyor.
BİRLEŞTİRİCİ DİL KUCAKLAYICI SİYASET
Yeni dönemde Yüksel Selçuk Türkoğlu’nun en önemli misyonlarından biri, farklı ideolojik çizgilere sahip sendikalar ve sivil toplum kuruluşları arasında diyalog kanallarını açık tutmak olacak. İYİ Parti kaynakları, Türkoğlu’nun bu alanda ayrıştırıcı değil birleştirici bir dil kullanacağına, emek ve hak mücadelesini ortak paydada buluşturacak kapsayıcı bir yaklaşım sergileyeceğine dikkat çekiyor.
Bu yaklaşım, aynı zamanda Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu’nun siyaset anlayışıyla da örtüşüyor. Dervişoğlu’nun sıkça vurguladığı “devlet aklı, toplumsal vicdan ve ortak gelecek” perspektifi, sendikalar ve STK’larla kurulacak ilişkilerin temel eksenini oluşturuyor.
Siyasi kulislerde bu atama, yalnızca bir görev değişimi olarak değil; iktidara ve bürokrasiye yönelik dolaylı ama güçlü bir uyarı olarak da okunuyor. Emekçilerin hak taleplerinin ötelenmesi, sendikal faaliyetlerin baskı altına alınması ve sivil toplumun etkisizleştirilmeye çalışılması karşısında İYİ Parti’nin bu alanı güçlü bir isimle tahkim ettiği belirtiliyor.
Dervişoğlu’nun Türkoğlu’na verdiği bu yetki, “toplumun sesini kısmaya çalışan her anlayışın karşısında, örgütlü ve kararlı bir siyasi duruş sergileneceği” mesajını da beraberinde getiriyor.
İYİ Parti’de sendikalar ve sivil toplumla ilişkilerde yeni dönemin temel şifreleri; sahaya inen siyaset, şeffaf iletişim ve hesap sorabilen bir muhalefet olarak özetleniyor. Yüksel Selçuk Türkoğlu’nun hem Meclis’teki performansı hem de toplumsal karşılığı, bu alanlarda partinin etkinliğini artırması beklenen en önemli unsurlar arasında gösteriliyor.
Sonuç olarak, Yüksel Selçuk Türkoğlu’nun Sendikalar ve STK’lardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirilmesi; İYİ Parti’nin emek, demokrasi ve sivil toplum eksenli siyasetinde iddialı, uyarıcı ve kapsayıcı bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor.