Orhangazi’de “Maden” Alarmı: Şule Tuntaş’tan Tarihi Uyarı
Kutlu Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Şehir Plancısı Şule Tuntaş, Orhangazi’deki maden ve taş ocaklarının yerleşim alanlarını kuşattığını belirterek, “Bu tablo artık sadece bir çevre meselesi değil, doğrudan bir yaşam hakkı sorunudur” dedi.
Bursa’nın doğa harikası ilçelerinden Orhangazi, maden ve taş ocaklarının kontrolsüz genişlemesiyle büyük bir şehircilik krizinin eşiğinde. Kutlu Parti Çevre, Şehircilik ve İskân Politikaları Başkanı Şehir Plancısı Şule Tuntaş, yaptığı zehir zemberek açıklamayla ilçedeki tahribatın ulaştığı ürkütücü boyutları gözler önüne serdi.
Şehircilik ilkelerinin Orhangazi’de fiilen devre dışı bırakıldığını vurgulayan Tuntaş, madencilik faaliyetlerinin artık dağ başında değil, yaşam alanlarının tam ortasında yürütüldüğünü söyledi. Tuntaş’ın tespitlerine göre:
Taş ocakları evlere 70 ila 200 metre mesafeye kadar yaklaştı. Patlatmalar nedeniyle cami, okul ve evlerin duvarlarında derin çatlaklar oluştu. TOKİ konutlarının dibindeki konkasör tesislerinden yayılan tozlar, akciğer hastalıklarına davetiye çıkarıyor.
Uydu görüntüleri ve ruhsat haritaları üzerinden yapılan incelemelerde en çarpıcı detayın Nadır Kaynağı olduğunu belirten Tuntaş; “Maden faaliyetleri su toplama havzasıyla iç içe geçmiş durumda. Nadır Kaynağı’na bırakılan bir boya 36 saatte sisteme ulaşıyor. Bugün kirlenen toprak, yarın musluklardan akacak” uyarısında bulundu.
Orhangazi’de bugüne kadar yaklaşık 1600 ruhsat verildiğini açıklayan Şehir Plancısı Tuntaş, bu izinlerin büyük bölümünün halkın görüşü alınmadan “ÇED Gerekli Değildir” kararlarıyla verildiğini ifade etti. Uzmanların ve meslek odalarının süreçten dışlandığını belirten Tuntaş, yeni madencilik düzenlemesiyle kamulaştırma süreçlerinin hızlandırılmasının Orhangazi için “Akbelen” benzeri bir yıkım riski taşıdığını vurguladı.
Yetkililere sert sorular yönelten Şule Tuntaş, açıklamasında şu ifadeleri kullandı;
“Şehirler unutmaz, toprak susar ama kaydeder. Bir gün herkesin önüne şu soru gelecek: Bu taş ocakları köyün içine girerken siz neredeydiniz? Bu mücadele sadece doğayı koruma değil, bir ilçenin yaşam hakkına sahip çıkma meselesidir.”