Dolar 48,3148
Euro 56,2258
Altın 6.875,08
BİST 13.900,55
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 30°C
Açık
Bursa
30°C
Açık
Cum 31°C
Cts 33°C
Paz 34°C
Pts 33°C

Meta 18 Milyar Dolarlık Çocuklarda Bağımlılık Davasında Uzlaştı

Meta  Çocuklarda Bağımlılık Yaptığına Dair Açılan 18 milyar dolarlık davayı neden uzlaşarak kapattı?

Meta 18 Milyar Dolarlık Çocuklarda Bağımlılık Davasında Uzlaştı
REKLAM ALANI
3 Eylül 2026 15:19
A+
A-

Meta, gençlerin sosyal medya kullanımına ilişkin ABD’de 52 başsavcıyla yürüttüğü davayı yaklaşık 18 milyar dolarlık anlaşmayla kapattı. Ancak asıl dikkat çekici olan para değil. Facebook ve Instagram’ın gençlere yönelik tasarımının değiştirilmesi.

Geçtiğimiz hafta Independent Türkçe’de “Meta’ya açılan davaların, tütün davalarıyla, gündüz kuşağı programlarıyla, Türkiye’deki NBŞ soruşturmalarıyla ne ilgisi var” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Yazının merkezinde şu soru vardı. Bir ürünün ya da sistemin yarattığı zararın sorumluluğu kime ait? Meta sorunun cevabını vermek için önemli bir adım attı.

Meta, Facebook ve Instagram’ın gençler üzerindeki etkileri nedeniyle ABD’nin 52 eyalet ve bölge başsavcısıyla yaklaşık 18 milyar dolarlık bir anlaşmaya vardı

Anlaşma yalnızca büyük bir para ödemesinden ibaret değil. Meta, gençlerin platformları nasıl kullanacağını değiştirecek bir dizi tasarım ve güvenlik önlemini kabul etti. Üstelik bu bir “suçumu kabul ediyorum” anlaşması değil. Meta, uzlaşmanın herhangi bir yanlışlık, sorumluluk veya yasa ihlalinin kabulü anlamına gelmediğini özellikle belirtiyor. Ancak geri adım atıyor.

Meta Çocuklarla İlgili Suçunu Kabul Mü Etti?

Facebook ve Instagram’da gençler için varsayılan olarak günde iki saatlik kullanım sınırı getirilecek.

Gece yarısından sabah 06.00’ya kadar uygulamalara erişim kapatılacak.

Okul saatlerinde bildirimler susturulacak.

Her 15 dakikalık kesintisiz kullanım sonrasında uyarı gösterilecek.

60 ve 90 dakikalık kullanım noktalarında da mola hatırlatmaları gelecek.

Beğeni ve tepki sayıları gençler için varsayılan olarak gizlenecek.

Algoritmanın kişiye özel olarak seçtiği akış yerine, kişiselleştirilmemiş bir içerik akışı seçeneği sunulacak.

Otomatik oynatma kapatılabilecek.

Aşırı makyaj ve estetik cerrahi görünümü veren filtreler sınırlandırılacak.

Yaş doğrulama sistemleri güçlendirilecek.

Ebeveynlere daha fazla denetim imkânı verilecek.

Ve bütün bunların önemli bir bölümü 10 yıl boyunca yürürlükte kalacak.

Burada hukuki anlaşmanın ötesinde yeni bir teknoloji politikası doğuyor. Çünkü devletler ilk kez yalnızca “Bu platform yasaya uyuyor mu?” diye sormuyor. Bu platform nasıl tasarlanmış? diye de soruyor.

Sosyla Medya Pazarlamasında Yeni Dönem

Geçen haftaki yazımda tütün davalarıyla kurduğum bağlantı tam burada önem kazanıyor. 1990’larda tütün şirketleriyle yapılan büyük hukuki mücadeleler yalnızca şirketlere para ödetmedi. Ürünlerin pazarlanması, uyarılar ve şirketlerin sorumlulukları konusunda sektörün çalışma biçimini değiştirdi.

Bugün sosyal medya için de benzer bir kırılma yaşanıyor olabilir. Çünkü mahkeme salonundaki tartışma artık yalnızca içerikle ilgili değil, ürünün tasarımıyla ilgili. Bir çocuğun ekranı aşağı doğru kaydırmaya devam etmesini sağlayan “sonsuz kaydırma” mekanizması, bildirimler, algoritmik öneriler, beğeni sayıları, otomatik oynatma ve kişiselleştirilmiş içerik akışı…

Bunların hepsi birer tasarım tercihi. Dolayısıyla “Çocuğuna telefonu verme” diyerek bütün sorumluluğu aileye yüklemek giderek daha yetersiz bir yaklaşım haline geliyor. Çünkü bir tarafta çocuğun iradesi ve ailenin sorumluluğu varsa, diğer tarafta milyarlarca kullanıcının davranışını analiz eden ve hangi içeriğin ekranda kalacağına karar veren teknoloji şirketleri bulunuyor.

Bireysel sorumluluk, şirketlerin davranışlarımızı yönlendirmek üzere tasarladığı sistemleri sorgulama sorumluluğunu ortadan kaldırır mı?

Geçen haftaki yazımda sorduğum soru buydu. Bugün Meta’nın yaptığı anlaşma bu soruya doğrudan bir cevap vermiyor. Ama çok önemli bir işaret veriyor: Teknoloji şirketlerinin sorumluluğu artık yalnızca içerikten ibaret olmayabilir. Ürünün kendisinin nasıl tasarlandığı da hukuki ve toplumsal bir mesele haline geliyor.

Meta, anlaşmanın yaklaşık 18 milyar dolarlık bölümünü 10 yıllık süreçte ödeyecek. Yaklaşık 12,7 milyar dolar doğrudan anlaşmaya katılan eyalet ve bölgelerin kullanımına gidecek. Kalan yaklaşık 5,3 milyar dolar ise TikTok ve YouTube’un da benzer kuralları benimsemesi ve ödeme yapması gibi şartlara bağlandı.Meta aslında rakiplerine de bir mesaj gönderiyor:

Meta Davayı Sektörün Sorumluluğuna Dönüştürdü

Meta’nın kendisi de TikTok ve YouTube’u anlaşmaya katılmaya çağırıyor. Çünkü gençler tek bir uygulamada yaşamıyor; bir platformdaki sınırlama diğer platforma geçişle kolayca aşılabiliyor.

Davanın en stratejik tarafı burada. Eğer TikTok ve YouTube da benzer kurallara uyarsa, gençler için günlük kullanım sınırı daha da sıkılaşacak; gece modu genişleyecek ve sektör genelinde ortak bir standart oluşacak.

Bu gerçekleşirse ABD’deki dava yalnızca Meta’nın 18 milyar dolarlık bir faturası olarak tarihe geçmeyecek. Sosyal medya platformlarının çocuklara göre yeniden tasarlanmasının başlangıç noktalarından biri olarak hatırlanabilir. Ortaya çıkan tablo yine de teknoloji dünyası açısından son derece önemli.

Çünkü artık tartışma yalnızca “Çocuklar sosyal medyada çok zaman geçiriyor mu?” sorusu değil. Platformların kendisi, çocukların daha fazla zaman geçirmesine yol açacak şekilde tasarlanıyor mu?

ABD’deki davaların temelinde de bu tartışma bulunuyor. Eyaletler, Meta’nın gençlere zarar verebilecek ve bağımlılık yaratabilecek tasarımlar kullandığını, şirketin bu riskleri yeterince açıklamadığını ve 13 yaş altındaki çocukların verileri konusunda da ihlaller bulunduğunu ileri sürmüştü. Meta ise bu iddiaları kabul etmiyor. Fakat şimdi uzlaşmanın şartlarına baktığımızda çok daha ilginç bir tablo ortaya çıkıyor.

Velhasıl, tüm bu nedenlerden ötürü geçtiğimiz hafta yazdığım yazının başlığındaki soruyu bugün yeniden sormak gerekiyor. Meta’ya açılan davaların tütün davalarıyla ne ilgisi var? Cevap artık daha net.Benzerlik ürünlerin kendisinde değil. Toplumun, büyük şirketlerin yarattığı riskler karşısında nasıl hesap sorduğunda. Bir başka deyişle mesele yalnızca Meta’nın ne kadar para ödeyeceği değil. Çocukların dikkatini, zamanını ve davranışlarını şekillendiren dijital dünyanın kurallarını bundan sonra kimin yazacağı.

REKLAM ALANI