Dolar 47,1650
Euro 54,0149
Altın 6.055,22
BİST 14.050,81
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 31°C
Parçalı Bulutlu
Bursa
31°C
Parçalı Bulutlu
Cum 31°C
Cts 33°C
Paz 33°C
Pts 33°C

BUÜ’de Prof. Dr. Celalettin Yanık’tan “Kolektif Şuur” Analizi

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü vesilesiyle anlamlı ve derinlikli bir akademik etkinliğe ev sahipliği yaptı. Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Celalettin Yanık, gerçekleştirdiği “Kolektif Şuurun Gecesi: 15 Temmuz” başlıklı konferansla, hain darbe girişiminin sosyolojik arka planını ve toplumsal dinamiklerini mercek altına aldı.

BUÜ’de Prof. Dr. Celalettin Yanık’tan “Kolektif Şuur” Analizi
15 Temmuz 2026 17:47
A+
A-

Etkinlikte, 15 Temmuz’u sadece saf bir askeri darbe teşebbüsü olarak yorumlamanın olayın derin sosyolojik boyutunu ve toplumsal dinamiklerini göz ardı etmek anlamına geleceğini belirten Yanık, konunun yapısal çerçevesini çözümleyen üç temel tez ileri sürdü.


Prof. Dr. Celalettin Yanık, ilk tezi olarak sürecin sadece devlet imkânlarını kullanan habis bir yapının mekanik eylemi ya da hiyerarşik bir askeri müdahale mantığıyla açıklanamayacağını savundu. Darbeci zihniyetin hiyerarşik ve nekropolitik bir yaklaşımla, sadece TRT binası gibi stratejik noktaları ele geçirerek kitleleri ve dijital ağları kontrol edebileceğini sandığını dile getiren Yanık; Türkiye’nin bu statik, klasik yapıyı çoktan aşmış akışkan toplumsal gerçeğinin ve kurumsal yapısının söz konusu hiyerarşik planı akamete uğrattığını ifade etti.

İkinci tezinde kalkışmanın kaderini değiştiren asıl unsurun, rasyonel seçim teorileriyle açıklanamayacak bir “duygulanımsal bulaşma” olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Celalettin Yanık, sivil direnişin psikolojik dönüşüm sürecini aktardı. Sürecin başında hissedilen kolektif korkunun, meydanlarda ve dijital mecralarda paylaşılarak kısa sürede ortak bir öfkeye ve tarihi bir başkaldırıya dönüştüğünü belirten Yanık; bu hareketin ideolojik kimliklerin üstünde bir dayanışma ürettiğine dikkat çekti. Konuşmasında dönemin Meclis Başkanı İsmail Kahraman liderliğinde tüm siyasi partilerin bombalar altında Meclis’te sergilediği kararlı duruşa da değinen Yanık, bu birlikteliği ortak duygusal bulaşmanın ve milli egemenliğin en somut tezahürü olarak niteledi.

Üçüncü ve son tezinde modern tehditlerin boyut değiştirerek dijital alana kaydığına dikkat çeken Prof. Dr. Celalettin Yanık, 2016’dan bugüne bakıldığında yaşananların tarihsel bir hatıradan çok daha fazlasını ifade ettiğini hatırlattı. Menfur saldırıyı gerçekleştiren odakların dijital mecralarda hala aktif olduğunu ve vesayet arayışlarını artık “hibrit savaşlar” ile toplum mühendislikleri üzerinden yürüttüklerini belirten Yanık, bu siber tehditlere karşı sivil hareketin ve kurumsal uyanıklığın kesintisiz sürmesi gerektiğini vurguladı. Aynı acı tecrübeleri bir daha yaşamamak adına tüm kurumların yeni nesil savaşlara karşı her daim teyakkuzda olması gerektiğini söyleyen Yanık, o gece üretilen kolektif toplumsal hafızanın gelecek kuşaklara titizlikle aktarılmasının milli egemenliğin korunmasında hayati rol oynadığını belirterek sözlerini tamamladı.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.