Kalite ruhun derinliklerinde saklıdır, kirli geçmişinde değil
Kalite, markalarla ölçülen bir statü sembolü değil, insanın ruhuna işleyen bir derinliktir.
Dışarıdan süslenmiş bir hayat, içi boş bir kabuk gibidir; oysa gerçek anlam, kişinin karakterinde, duruşunda ve yüreğindeki samimiyette gizlidir.
Kalite nedir? Kalite, mütevazı bir gülümsemede, güçlü bir duruşta, başkasının yarasına merhem olan sessiz bir dokunuşta kendini gösterir. Pahalı bir saat takmakla değil, “zamanı” değerli kılan bir hayatla ortaya çıkar. Lüks bir arabaya binmekle değil, yolculuğunda kimseyi ezmeden ilerleyebilmekle anlam kazanır.
Kaliteli namuslu bir kişi, başkasının namusuna göz dikmeyendir.
Kalite, insanın, sözünde durmasıdır.
Güçlüyken affedebilmesidir.
Zayıfken bile onurlu durabilmesidir.
Başarısını böbürlenmeden, yenilgisini mazeretsiz kabullenmesidir.
Sahte değerler ve gerçek karakter
Toplum, maalesef kaliteyi markalarla ölçmeye şartlandırılmış durumda. Oysa pahalı bir kıyafet, kibirli birini asla saygın kılmaz. Geçmişi karanlık biri, bugününü parlatıp dürüstlük nutukları atarak kaliteli görünmeye çalışıyorsa, bu yalnızca bir illüzyondur. “Gerçek karakter, zor zamanlarda belli olur”
Hayatın hızla aktığı, maddi değerlerin ön plana çıktığı bir çağda, insanın özüne dair en büyük yanılgı, kalitenin dışarıda aranmasıdır. Oysa gerçek kalite, insanın ruhunda saklıdır. Yaşam şartları, giyilen markalar, oturulan semtler değil; karakterin duruluğu, vicdanın sesi ve samimiyetin ışığıdır asıl belirleyici olan.
Kalite görünüşte değil, özdedir
Pahalı bir saat, lüks bir araba veya gösterişli bir gardırop, insana ancak geçici bir parıltı kazandırır. Oysa gerçek kalite, sözlerine sinen nezaketten, bakışlarına yansıyan içtenlikten, zor zamanlarda gösterdiği sabırdan ve küçük bir tebessümle bile gönül fetheden incelikten beslenir. Kalite, insanın duruşundan yayılan bir enerjidir.
Mütevazılık ve samimiyet, kalitenin iki temel taşıdır
Mütevazı olabilmek, büyüklenmeden sevebilmek, öğrenirken emeklemeyi göze almak, hatalara rağmen dürüstlükten şaşmamak… İşte bunlar, gerçek karakterin yapı taşlarıdır. Bir insan ne kadar varlıklı olursa olsun, eğer ruhu kibrin gölgesinde ise, onun kalitesinden söz edilemez. Çünkü gerçek zenginlik, alçakgönüllülükle taçlanmış bir yürektedir.
Geçmişin kirleri ve sahte dürüstlük maskeleri
Toplumda sıkça rastladığımız bir durum vardır: Geçmişi karanlık olan insanlar, zamanla maddi veya sosyal statü kazandıklarında, birden “dürüstlük” nutukları atmaya başlarlar. Oysa gerçek erdem, geçmişin hatalarını örtbas etmek değil, onlarla yüzleşmek ve ders alarak ilerlemektir. Kalite, geçmişin yükünü taşırken bile dimdik durabilmektir.
Kalite tesadüf değil, tercihtir
Kaliteli insan olmak, bir anda edinilen bir vasıf değil, bilinçli bir yaşam tercihidir. Her gün vicdanla beslenen, sevgiyle büyüyen, sabırla olgunlaşan bir süreçtir. Unutmayalım ki, dünya geçici süslerle aldatır, ama insanı gerçekten değerli kılan şey, ruhunun derinliklerindeki ışıktır.
Öyleyse soralım,
Bugün kendimizi süslediğimiz şeyler, gerçekten bizi “kaliteli” yapıyor mu, yoksa sadece gösterişten ibaret mi? Belki de cevap, aynaya değil, kalbin derinliklerine bakınca bulunacaktır…