Büyük devletler bilgiye, akla, ve erdemli insanlara önem vererek yükselirler
Bir toplum ne kadar çok okur, ne kadar çok sorgularsa, o kadar ileriye gider.
Biz ise, “bilmeyen bilmiş, görmeyen rehber” misali niteliksiz ellerin yönettiği bir ülke haline geldik.
Bu ülkenin kaderini liyakatsiz idareciler, ilimden yoksun hocalar, bilimden habersiz profesörler ve onlara inanan bilinçsiz kitleler şekillendirdi. Toplumun bu zaafları yüzünden karanlıklara sürüklendiğimiz dönemleri atlatmak ne kadar zor oldu! Bir ülkenin en büyük düşmanı, cehaleti kutsayanlar ve liyakate değer vermeyenlerdir.
Büyük devletler, bilgiye, akla, ve erdemli insanlara önem vererek yükselirler. Biz ise, “bilmeyen bilmiş, görmeyen rehber” misali niteliksiz ellerin yönettiği bir ülke haline geldik. Bilimin, bilginin değersizleştiği bir yerde ancak sahte kahramanlar ve liyakatsiz yöneticiler baş tacı edilir. Böylesi bir ortamda, ne halkın refahı sağlanır ne de gelecek nesiller için parlak bir yarın inşa edilir.
İlim bilmeyen hocaların nasihat verdiği, bilimden habersiz profesörlerin kürsülerde yer aldığı, eğitim ve liyakatin ayaklar altına alındığı bir toplumda, halkın yalnızca yanılsamalara değil, kendi yok oluşuna da alkış tuttuğunu görürüz. Bu durumdan kurtulmanın yolu, doğru insanları doğru görevlere getirmek, bilgiyi ve liyakati rehber edinmektir.
Bir Çin atasözü der ki: “Bilenler konuşmaz, konuşanlar bilmez.” Bugün bilmediği konularda ahkam kesenlerin sesleri, gerçekten bilenlerin seslerini bastırıyor. Ve cehalete inanan kitleler, bu boş sözleri rehber ediniyor. Böyle bir ortamda, hakikatin ışığını arayan bir avuç insan, cehaletin ağır gölgesinin altında kalıyor.
Bir toplum ne kadar çok okur, ne kadar çok sorgularsa, o kadar ileriye gider. Ama sorgulamayı bırakan, öğrenmeye yanaşmayan, bilgiyi değil önyargıyı rehber edinen toplumlar, liyakatsizlerin, cahillerin ve bilgisizlerin esiri olmaya mahkumdur.
Eğer biz bu zincirleri kırmak istiyorsak, önce liyakate, bilgiye ve ilime değer vermeliyiz, cehaleti yücelten anlayışla yüzleşmeliyiz. Unutulmamalı ki, karanlık ancak ışığın girmesiyle dağılır.
Cehalete teslim olmayacak bir ülke inşa etmenin vakti geldi. Yoksa bu topraklarda liyakatsizlikten daha büyük bir acı, daha yakıcı bir bedel tanınmayacaktır.