Dolar 49,0181
Euro 55,6797
Altın 6.607,22
BİST 12.290,58
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 20°C
Yağmurlu
Bursa
20°C
Yağmurlu
Sal 18°C
Çar 19°C
Per 21°C
Cum 20°C

CHP’li Orhan Sarıbal’dan Hayvancılık Ve Balıkçılık Çağrısı

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, düzenlediği basın toplantısında tarım, balıkçılık ve hayvancılık sektöründeki artan girdi maliyetlerini sert bir dille eleştirdi. Balıkçıların artan mazot fiyatları nedeniyle denize çıkamadığını ve süt üreticisinin zararına üretim yaptığını belirten Sarıbal, çiğ süt tavsiye fiyatının 1 Ekim itibarıyla acilen güncellenmesi çağrısında bulundu.

CHP’li Orhan Sarıbal’dan Hayvancılık Ve Balıkçılık Çağrısı
REKLAM ALANI
30 Eylül 2026 12:47
A+
A-

Beslenmenin temel bir hak olduğunu vurgulayan Sarıbal, balıkçılık ile süt ve et üretiminin birbirinden ayrı sorunlar gibi görülemeyeceğini söyledi. Üreticinin artan giderler karşısında ayakta kalmakta zorlandığını, yurttaşın ise nitelikli gıdaya erişimde güçlük çektiğini belirtti.

Yeni av sezonunun ilk haftasında İstanbul Gürpınar Su Ürünleri Hali’nde işlem gören miktar, geçen yılın aynı dönemindeki yaklaşık 920 tondan 1.884 tona yükseldi. Bunun yaklaşık 904 tonunu palamut, 552 tonunu hamsioluştururken istavrit miktarı 226 tondan 76 tona geriledi. Sarıbal, bu verilerin türler arasında farklı bir tabloya işaret ettiğini, av miktarındaki artışın balıkçının geçim sorununu ortadan kaldırmadığını söyledi.

Hatay’da yaklaşık 60 balıkçının maliyetlerini karşılayamadığı için seferlerini durdurduğunu aktaran Sarıbal, mazotun yanı sıra işçilik, kumanya, ekipman ve bakım giderlerinin de yükseldiğini belirtti. Mazot fiyatının bir yılda yaklaşık yüzde 73 arttığını söyleyen Sarıbal, “Memleketin birçok bölgesinde balıkçılar ava çıkmıyor. Bugün yaşadığımız sorunun özü, girdilerin aşırı yüksek olması” dedi.

Sarıbal, küçük ölçekli balıkçılara ayrılan yaklaşık 145 milyon liralık desteğin tekne boyuna ve bölgeye göre dağılımının açıklanmasını istedi. Aktardığı 2023 verilerine göre 12 metrenin altındaki teknelerin balıkçı gemileri içindeki payı yüzde 51 iken tahsil edilmeyen ÖTV tutarından aldıkları payın yüzde 6,8 olduğunu belirterek, “ÖTV desteğinden kim, ne kadar yararlanıyor? Küçük avcılık yapan teknelerin payını açıkça görmeliyiz” diye konuştu.

Sarıbal, 2026 av sezonunda ruhsatlı gemi sayısının, fiilen ava çıkan ve çıkmayan teknelerin, sefer ve av miktarlarının 2025’in aynı dönemiyle karşılaştırılarak yayımlanmasını da talep etti. Yakıt alım defteri bulunan gemiler ile fiilen avlanan gemilerin ayrı gösterilmesi gerektiğini söyledi. Balıkçının geçimini korurken denizlerin de korunması gerektiğini vurgulayan Sarıbal, “Deniz yoksa balıkçılık da yok” dedi.

Hayvancılıkta süt üreticisinin gelir kaybının gelecekteki et üretimini de etkilediğini belirten Sarıbal, Ulusal Süt Konseyi’nin çiğ inek sütü tavsiye fiyatının 1 Mayıs’tan bu yana 24,30 TL/litre olduğunu hatırlattı. Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği’nin (TÜSEDAD) 100 baş sağmal ve günlük ortalama 30 litre verim esas alan işletme modelinde ağustos ayı sıcak çiğ süt üretim maliyeti ise 28,50 TL/litre olarak hesaplandı.

Üreticilerin farklı fiyatlardan süt sattığına dikkat çeken Sarıbal, “Çiğ süt tavsiye fiyatı 1 Ekim’de üreticinin gerçek maliyeti ve önümüzdeki üç ayın riskleri dikkate alınarak güncellensin. Süt üreticisinin geliri güvence altına alınsın; üretici maliyetinin altında üretime zorlanmasın” çağrısında bulundu.

Sarıbal, süt ve etin üreticiden rafa ulaşıncaya kadar fiyatlarının nasıl oluştuğunun açıklanmasını istedi. Yem bitkisi üretimine ve mera ıslahına kaynak ayrılması, yerli damızlıkların korunması, buzağı kayıplarının azaltılması ve şap başta olmak üzere hayvan hastalıklarıyla mücadelenin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Çocukların süte, halkın yeterli ve dengeli gıdaya erişimini de bir kamu sorumluluğu olarak değerlendirdi.

Sarıbal, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2027 için 480 bin baş besilik erkek sığır ithalatı planladığını hatırlatarak bunun 380 bin başının 200 baş ve üzeri kapasiteli işletmelere, 100 bin başının ise daha küçük işletmelere ayrıldığını belirtti. Böylece planlanan kontenjanın yaklaşık yüzde 79’u büyük kapasiteli işletmelere yöneliyor.

“İthalat iktidarın temel tarım politikasına dönüştü” diyen Sarıbal, 2010’dan bu yana büyükbaş ve küçükbaş canlı hayvan ile kırmızı et ithalatına 15 milyar doları aşan kaynak harcandığına ilişkin dış ticaret derlemesini hatırlattı. Sarıbal, ithalatın sürmesine karşın üreticinin yem, mera ve damızlık sorunlarının çözülmediğini, düşük gelirli yurttaşların da uygun fiyatlı ete erişemediğini söyledi.

Hayvancılık desteklerinin toplam tarımsal destekler içindeki payının 2020’de yaklaşık yüzde 35–36 düzeyindeyken yüzde 17’lere gerilediğini belirten Sarıbal, küçük ve orta ölçekli aile işletmelerine öngörülebilir destek ve erişilebilir kaynak sağlanmasını istedi. Yerli ırkların korunması ve meraların ıslahı üzerinde durarak, ithal besilik hayvanla yürüyen bir düzenin yerli damızlık ve yem üretiminin yerini tutamayacağını ifade etti.

Et ve Süt Kurumu’nun canlı hayvan ve et ithalatından bir yılda ne kadar gelir elde ettiğini ve bu kaynağı nerede kullandığını açıklaması çağrısında bulunan Sarıbal, “Başarıyı ithalat kotasındaki sınırlı düşüşle değil; üreticinin üretimde kalması, hayvan başına verimin artması ve halkın yeterli, nitelikli et ve süt ürününe erişmesiyle ölçmek gerekir” dedi.

Sarıbal, sözleşmeli tarımda da üreticinin örgütlü ve güçlü bir taraf haline gelmesi gerektiğini belirterek alım fiyatlarının gerçek maliyeti ve üreticinin yaşam payını karşılamasını istedi. Basın toplantısını şu sözlerle tamamladı: “Üreticiyi yaşatmadan süt sorununu çözemezsiniz. Süt sürüsünü korumadan hayvancılığı geliştiremezsiniz. Küçük üreticiyi desteklemeden sürdürülebilir süt ve et üretimi sağlayamazsınız.”–

REKLAM ALANI