“İletişim Yüzyılı, Güçlü İletişim, Etkin Kamu” Eğitimi Bursa’da
İletişim Başkanlığı Bursa Bölge Müdürlüğü tarafından Merinos AKKM’de “İletişim Yüzyılı, Güçlü İletişim, Etkin Kamu” eğitim programı gerçekleştirildi. Programın açılışında konuşan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan Yardımcısı İlhami Giray Şahin, yapay zekâ çağında dezenformasyonla mücadelenin ve iletişimi hakikat üzerinden kurgulamanın hayati önem taşıdığını vurguladı.
Bursa’da görev yapan gazeteciler ve kamu kurumlarında çalışan personele yönelik olarak düzenlenen “İletişim Yüzyılı, Güçlü İletişim, Etkin Kamu” eğitim programı, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Yıldırım Bayezid Salonu’nda (Merinos AKKM) yoğun katılımla gerçekleşti.
İletişim Başkanlığı Bursa Bölge Müdürlüğü ve Bursa Valiliği tarafından hayata geçirilen programda, kamu diplomasisi, kriz iletişimi ve dijital çağda doğru bilgiye erişim tüm yönleriyle ele alındı.
Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan Yardımcısı İlhami Giray Şahin, iletişimin yalnızca bilgi aktarmak veya duyuru paylaşmaktan ibaret olmadığını belirtti. İletişimi; devlet ile vatandaş arasındaki bağı güçlendiren, doğru bilgiyi toplumla buluşturan stratejik bir sorumluluk alanı olarak gördüklerini ifade eden şu ifadeleri kullandı.
“Teknolojinin gelişmesiyle birlikte yalnızca iletişim araçları değil; anlam, etki ve strateji de köklü biçimde değişti. Artık geleneksel medyanın ötesinde yapay zekâ algoritmalarının kullanıldığı, küresel odakların kendi söylemlerini empoze etmeye çalıştığı bir dezenformasyon alanı ile de mücadele ediyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu ‘Dünya 5’ten büyüktür’ vizyonu, hakikatin uluslararası alanda savunulmasında milat olmuştur. Gazze başta olmak üzere insanlık dramlarında Türkiye’nin hakikatten yana duruşu bugün tüm dünyada tescillenmektedir.”

İletişim alanındaki rekabetin içerik üretimi kadar anlam ve gündem şekillendirme üzerinden yürüdüğüne dikkati çeken İlhami Giray Şahin, özellikle kriz anlarında kasıtlı üretilen manipülatif içeriklerin toplumsal endişe yaratabildiğine işaret etti. Doğru ile yanlışın ayırt edilemediği “infodemi” süreçleriyle karşı karşıya kaldıklarını belirten Şahin, “İletişimi mutlaka hakikat üzerinden kurgulamalıyız. İletişim Başkanlığı olarak yanlış haberlerin düzeltilmesi, toplumsal güvenin korunması ve güvenilir bilgiye erişimin güvence altına alınması için yoğun bir gayret gösteriyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’nin (CİMER) dünyada benzeri olmayan bir yönetim katılım modeli sunduğunu vurgulayan İletişim Başkan Yardımcısı Şahin, “Dünyada eşi benzeri olmayan, vatandaşın yönetime bu kadar hızlı, bu kadar etkin katıldığı bir yöntem ve bir yaklaşım ortaya konuldu. Bugün CİMER olarak bildiğiniz, toplumun her konuda, her kesimin devletine anında ulaştığı bir mekanizma oluştu. Bu mekanizmayla kişinin Bilgi Edinme Kanunu kapsamında, gerekli süre içinde, doğru bilgiye ulaştığı bir yöntem, halen süre geliyor ve bu sistem, çok iyi ve vatandaşımızın da yüksek memnuniyetiyle devam ediyor. Çok büyük bir çalışma. Vatandaşla devlet arasındaki gönül köprüsünü kurduğunuz andan itibaren kamu görevlilerinin, devletin yaptığı veya uyguladığı icraatların tamamını kapsayacak her konuda, vatandaşın yönetime katıldığı çok kıymetli bir platform” ifadelerini kullandı.
Düzenlenen eğitim programı hakkında konuşan Şahin, konuşmasını şu sözlerle tamamladı; “Program boyunca kurumsal itibar yönetimi, Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi, dezenformasyonla mücadele, sosyal medya kullanımı, yapay zekâ destekli araştırma ile ilgili başlıklarda sunumlar gerçekleştirecek. Bu eğitimlerin kamu iletişimine ilişkin farkındalığınızı artıracağını, kurumlardaki uygulamalara katkı sağlayacağını ve devletimizdeki söylem birliğinde tutarlı bir yaklaşım ortaya konulacağına dair inancımız, tam.”
Programda konuşan Bursa Vali Yardımcısı Salih Altun, “iletmek” ile “iletişim kurmak” kavramlarının birbirinden farklı olduğunu vurgulayarak sürecin monologdan diyaloğa evrilmesi gerektiğine dikkat çekti. Günümüzde dijitalleşme olgusunun iletişim denildiğinde ilk akla gelen unsur olduğuna dikkat çeken Altun, sosyal medya ve dijital platformların çağın en önemli araçları olduğunu ancak asıl temel bağın yüz yüze kurulduğunu belirtti.

Kurum içi iletişimin başarıdaki önemini vurgulayan Altun, “Dijital platformlar ve sosyal medya çağımızın en önemli iletişim araçları arasında yer alıyor. Ancak hâlâ en güçlü ve en etkili iletişim, yanımızda çalışan mesai arkadaşlarımızla kurduğumuz iletişimdir. Öncelikle mesai arkadaşlarımızla, ardından amirlerimizle doğru iletişim kurmalıyız. Kurum içindeki iletişimin güçlenmesi, vatandaşlarla olan iletişimimizi de doğrudan güçlendirir” dedi.
Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Kevser Öztürk ise konuşmasında, basın ve iletişim sektörünün toplumun ortak hafızasını şekillendiren devasa bir güce sahip olduğunu belirtti. Dijitalleşen dünyada hızla yayılan dezenformasyon ve bilgi kirliliğinin bireylerin güvenliğini zedelediğine dikkat çeken Öztürk, bu süreçle mücadelenin teknik bir mesele değil, hakikati korumak adına etik ve toplumsal bir sorumluluk olduğunu vurguladı.

Bursa’da gerçekleştirilen kapsamlı iletişim eğitim programında söz alarak sektörün güncel dinamiklerine dikkat çeken Kevser Öztürk, modern medyanın ve iletişimin rolüne ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Basın ve iletişim dünyasının artık yalnızca bilgi aktaran bir yapı olmadığını belirten Öztürk, sektörün toplumsal hafızayı şekillendirdiğini ifade etti.
Konuşmasında iletişim dünyasının dönüştürücü gücüne işaret eden Kevser Öztürk, “Günümüzde basın ve iletişim sektörü sadece bilgi aktaran niteliğinde değil artık. Aynı zamanda toplumların ortak hafızasını şekillendiren, kamu vicdanına yön veren ve demokrasinin kılcal damarlarını besleyen muazzam büyük bir güce sahip. Ancak bu durum, dijitalleşen dünyada özellikle dezenformasyon ve bilgi kirliliği hususunda birtakım güçlükleri ve sorumlulukları da beraberinde getiriyor,” dedi.
Hızlı tüketim alışkanlıklarının artması ve gerçeğin tahrif edilmesinin birey ile toplum nezdinde doğru bilgiye ulaşmayı zorlaştırdığını anlatan Öztürk, bu durumun insanların güvenliğini de zedelediğine dikkat çekti. Bilgi kirliliği ile mücadelenin yalnızca teknik bir mesele olarak görülemeyeceğinin altını çizen Öztürk, “Bu durum, bilgi kirliliği ve dezenformasyonla mücadeleyi teknik bir mesele olmaktan çıkarıp hakikati korumak adına etik ve toplumsal bir sorumluluk haline getiriyor. Hakikati sahiplenmek; etik değerler, şeffaflık ve dürüstlük gibi ilkelere bağlı kalarak sorumluluk bilinci yüksek bir iletişim anlayışını ön planda tutmaktır. Bilgi kirliliği ile mücadelenin yolu; doğru, tarafsız ve güvenilir bilgiyi zamanında kamuoyuyla paylaşabilmekten geçmektedir,” ifadelerini kullandı.
Program, açılış konuşmalarının ardından “Dezenformasyonun İletişim Boyutu: Algı, Manipülasyon ve Etki” konulu eğitimle devam etti.