İMSİFED ve İMSİAD’dan Gayrimenkul Sektörüne Elektrikli Araç Çağrısı
İMSİFED ve İMSİAD Başkanı Şeref Demir, elektrikli araç kullanımının hızla yaygınlaşmasıyla birlikte yeni nesil konut projelerinde şarj altyapısının artık ilave bir lüks değil, binaların ayrılmaz bir parçası haline geldiğini belirtti. Altyapı planlamasının proje aşamasında, bütüncül biçimde ele alınması gerektiğini vurgulayan Demir; elektrik kapasitesi, yangın güvenliği, akıllı yük yönetimi ve Bursa’nın otomotiv gücüne dikkat çekti.
Elektrikli araç sayısındaki artışın konutların tasarımından elektrik altyapısına, otopark düzeninden site yönetimine kadar birçok başlıkta yeni ihtiyaçlar ortaya çıkardığını belirten Demir; elektrik kapasitesi, şarj ünitelerinin konumlandırılması, enerji yönetimi, yangın güvenliği ve kullanım maliyetlerinin paylaşımı gibi konuların proje aşamasında bütüncül biçimde ele alınmasının önem taşıdığını ifade etti.
Elektrikli araç kullanımındaki artışın konut projelerinin elektrik altyapısında yeni bir planlama anlayışını gerekli kıldığını belirten Şeref Demir, şunları söyledi: “Elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla birlikte konut projelerinde yeni bir ihtiyaç alanı ortaya çıkıyor. Yeni yapılarda şarj altyapısının bina tamamlandıktan sonra çözülmeye çalışılması yerine, mimari ve elektrik projeleri hazırlanırken öngörülmesi çok daha doğru ve ekonomik olacaktır. Otoparkların şarj ünitelerine uygunluğu, kablo güzergâhları, elektrik panoları, toplam güç ihtiyacı ve aynı anda kaç aracın şarj edilebileceği gibi konular daha proje aşamasında değerlendirilmelidir. Akıllı yük yönetimi gibi teknolojilerle de elektrik kapasitesinin daha verimli ve kontrollü kullanılması mümkün.”
Demir, altyapının başlangıçta doğru planlanmasının ilerleyen yıllarda ortaya çıkabilecek ilave tesisat, tadilat ve kapasite artırımı ihtiyacını azaltabileceğini, bunun da hem yatırımcı hem de bina sakinleri açısından önemli avantaj sağlayacağını kaydetti.
Elektrikli araçlarla birlikte otoparkların işlevinin de değişmeye başladığını vurgulayan Demir, şarj altyapısı ile güvenlik tedbirlerinin birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekti:
“Artık konut otoparklarını yalnızca araçların park edildiği alanlar olarak düşünemeyiz. Önümüzdeki dönemde otoparklar aynı zamanda enerjinin dağıtıldığı ve yönetildiği alanlara dönüşecek. Şarj cihazlarının konumu, araç ve yaya hareketleri, elektrik tesisatı, havalandırma ve yangın güvenliği bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Buradaki mesele yalnızca birkaç şarj cihazı yerleştirmek değil; uzun yıllar kullanılabilecek, güvenli, erişilebilir ve sürdürülebilir bir altyapı oluşturmaktır.”
Türkiye’de mevzuat ve teknik düzenlemelerin de elektrikli araç kullanımındaki gelişime paralel biçimde şekillendiğini ifade eden Demir, site ve apartman otoparklarında elektrikli araç şarj sistemlerinin kurulmasına ilişkin düzenlemelerin yapı sektörünün önümüzdeki dönemde bu konuya daha fazla odaklanacağını gösterdiğini belirtti.
Elektrikli araç dönüşümünün yalnızca proje ve yapım sürecini değil, binaların işletme dönemini de doğrudan ilgilendirdiğine dikkat çeken Demir, özellikle ortak alanlardaki enerji tüketiminin ölçülmesi ve kullanıcı bazında ayrıştırılmasının önem kazanacağını söyledi.
Demir şöyle devam etti: “Elektrikli araçların site yaşamının doğal bir parçası haline gelmesiyle işletme tarafında da yeni bir dönem başlıyor. Kimin ne kadar elektrik kullandığının doğru ölçülmesi, şarj kullanımının kullanıcı bazında takip edilmesi ve maliyetlerin adil şekilde dağıtılması gerekiyor. Bu nedenle akıllı sayaç, uzaktan ölçüm, kullanıcı tanımlama ve enerji yönetimi altyapılarının da mümkün olduğunca proje aşamasında değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.”
Elektrikli araçların yaygınlaşmasının gayrimenkul sektöründe tüketici beklentilerini de zaman içerisinde değiştireceğini ifade eden Demir, şarj altyapısına hazır konutların gelecekte önemli bir tercih kriterine dönüşebileceğine dikkat çekti.
“Bir konut projesinin değeri artık yalnızca konumu, mimarisi, metrekaresi veya sosyal donatılarıyla ölçülmeyecek. Enerji verimliliği, teknolojik altyapısı ve değişen ulaşım alışkanlıklarına ne kadar hazır olduğu da giderek daha fazla önem kazanacak. Bugün küçük görünen bir altyapı yatırımı, birkaç yıl sonra konutun kullanım konforunu ve tercih edilme nedenlerini doğrudan etkileyebilir.”
Bursa’nın güçlü otomotiv sanayisi ve üretim altyapısı nedeniyle elektrikli araç dönüşümünün etkilerinin yakından hissedileceği şehirlerin başında geldiğini belirten Şeref Demir, yapı sektörünün bu değişimi yalnızca bir zorunluluk olarak değil, yeni bir gelişim alanı olarak değerlendirmesi gerektiğini ifade etti.
Demir açıklamasını şöyle tamamladı: “Konut üretirken yalnızca bugünün ihtiyaçlarına cevap veren değil, önümüzdeki 20-30 yılın yaşam biçimine uyum sağlayabilecek yapılar üretmek zorundayız. Elektrikli araçlar bunun en somut örneklerinden biri. Bugün yaptığımız binalar onlarca yıl kullanılacak. Dolayısıyla bugünden geleceğin enerji, ulaşım ve teknoloji ihtiyaçlarını öngörmek durumundayız.
İMSİFED ve İMSİAD olarak yapı sektörünün teknolojik dönüşümü yakından takip etmesini, yeni projelerin geleceğin ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde planlanmasını önemsiyoruz. Bursa’nın otomotiv ve üretim gücünü de dikkate aldığımızda, elektrikli araç dönüşümünün yapı ve gayrimenkul sektörüne yansımalarını doğru okumamız gerektiğine inanıyoruz. Bu dönüşümü zamanında yakalamak, sektörümüz için yalnızca bir gereklilik değil, aynı zamanda önemli bir fırsattır.”