...
Dolar 43,6509
Euro 51,8928
Altın 7.088,98
BİST 13.787,82
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 10°C
Hafif Yağmurlu
Bursa
10°C
Hafif Yağmurlu
Çar 12°C
Per 15°C
Cum 14°C
Cts 16°C

İnekler Bizden Daha İyi Besleniyor

9 Şubat 2026 17:23
A+
A-

Bazen insan bunu gülerek söylüyor ama gülmek yetmiyor:
Evcil hayvanlarımız, hatta çiftlikteki inekler, bizden daha iyi besleniyor.

Köpek mamalarının arkasını çevirip bakın. Vitaminler, mineraller, eser elementler… Hepsi dozunda, hepsi hesaplanmış. Çocuklarımızın tabağına bakın. Kalori var ama besin yok. Tokuz ama eksiğiz. İşte buna “gizli açlık” deniyor.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 2 milyardan fazla insan, demir, çinko, iyot, selenyum gibi hayati mikro besinlerin eksikliğiyle yaşıyor. Bu eksiklikler hemen bayrak açmıyor. Sessiz ilerliyor. Yorgunlukla başlıyor, bağışıklık düşüyor, sonra kronik hastalıklar, kanser riskleri, bilişsel gerilemeler geliyor.

Üstelik mesele sadece eksik olanlar değil. Bir de fazlalıklar var.
Arsenik, kurşun, cıva, kadmiyum… Yediğimiz gıdalarla ya da soluduğumuz çevreyle vücudumuza giren bu toksik elementler, düşük dozlarda bile birikip sinir sistemini bozuyor, doğurganlığı etkiliyor, kanser riskini artırıyor. Ve çoğu zaman bunu fark ettiğimizde iş işten geçmiş oluyor.

Bu sorun küresel ama tek tip değil.
Düşük gelirli ülkelerde tahıla dayalı beslenme; demir, çinko ve selenyum eksikliğini derinleştiriyor. Orta gelirli ülkelerde kırsalda yoksunluk, şehirde ise aşırı işlenmiş gıdalarla beslenip mikro besinsiz kalma aynı anda yaşanıyor. Gelişmiş ülkelerde ise açlık yok ama subklinik eksiklikler var: kötü planlanmış vegan diyetler, yaşlanma, et ve balığın bilinçsizce azaltılması…

Avrupa’da bile tablo düşündürücü. Kuzey ve Orta Avrupa’da toprakların fakirliği nedeniyle iyot ve selenyum eksikliği yaygın. Öte yandan bazı balık türleri ve sigara yoluyla cıva ve kadmiyum maruziyeti hâlâ ciddi bir risk.

Şimdi asıl çelişkiye gelelim.
Veteriner hekimlikte bu tabloya asla izin verilmez. Süt ineğinin kanı düzenli analiz edilir. Selenyum eksikse hemen düzeltilir çünkü süt verimi düşer, doğurganlık bozulur. Atların, domuzların, tavukların beslenmesi miligram hassasiyetle ayarlanır. Sorun çıkmadan önlenir.

İnsan tıbbında ne yapıyoruz?
Ortalama değerler, genel öneriler, “herkese uyan” beslenme rehberleri. Oysa herkesin ihtiyacı farklı. Bir kişi teorik olarak doğru beslense bile eksik yaşayabilir ya da farkında olmadan toksin biriktirebilir.

Oysa çözüm elimizin altında. Serum analizi.
Kolesterol ve glikozu ölçtüğümüz gibi; çinko, selenyum, iyot eksikliğini ya da kurşun, kadmiyum birikimini de ölçebiliriz. Bugünün teknolojisiyle küçük bir örnekten, hızlı ve doğru sonuç almak mümkün. Bu, tahmine değil ölçüme dayalı beslenme demek. Gerçek anlamda kişiselleştirilmiş sağlık demek.

Eğer bir köpeğin tüyü parlak olsun diye çinko veriyorsak,
bir ineğin sütü artsın diye selenyum ekliyorsak,
neden insan sağlığında aynı titizliği göstermiyoruz?

Velhasıl, aç değiliz ama eksik yaşıyoruz. Sorun cehalet değil, öncelik. Araçlarımız var, bilgimiz var, teknoloji var. Geriye tek bir şey kalıyor: Kendimize, en az hayvanlarımız kadar değer vermek. Çünkü sağlıklı bir toplum, tok değil; doğru beslenen bir toplumdur.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.